Zam oranları yetersiz!
Eğitim Gücü Sendikası Mersin Şubesi, memur ve memur emeklilerinin maaşlarının yoksulluk sınırının altında kalmasına tepki gösterdi. Sendika temsilcisi Ali Keskin, açıklanan zam oranlarının hayat pahalılığı karşısında yetersiz olduğunu belirterek, yetkili sendikayı hükümetin yoksulluk politikasına ortak olmakla eleştirdi. Sendika, taban aylık, refah payı ve çeşitli sosyal yardımlarda artış talep ederken, insanca yaşanacak bir ücret için mücadele edeceklerini duyurdu.
Necdet TAÅž
EÄŸitim Gücü Sendikası Mersin Åžubesi üyeleri, Memur ve Memur Emeklilerinin MaaÅŸlarının Açlık ve Yoksulluk Sınırının Arasında Kalmasını ve hükümetin açıkladığı zam oranlarını protesto amacıyla Özgür Çocuk Parkı'nda basın açıklaması yaptı. EÄŸitim Gücü Sendikası Mersin İl Temsilcisi Ali Keskin, Tepkilerinin maaÅŸ zammı talebinin ötesinde olduÄŸunu kaydeden Keskin, “Bu, kamu emekçilerinin ve emeklilerinin yıllardır süren ekonomik çöküÅŸe karşı yükselen güçlü bir sesidir. Türkiye'nin dört bir yanındaki iÅŸ bırakma eylemimiz, bu çığlığın en somut ifadesidir. Bu ses, iktidarın dayattığı yoksulluk politikasına, ve maalesef yetkili sendikanın adeta hükümetin uzantısı gibi hareket etmesine karşı onurlu bir duruÅŸtur” dedi.
“SORUNLAR ÜZERİ ÖRTÜLEN BİR ENKAZ GİBİ”
Dönem Toplu SözleÅŸme görüÅŸmelerinin baÅŸtan sona bir oyun sahnesi gibi olduÄŸunu ifade eden Keskin, “Hükümetin ortaya koyduÄŸu tekliflerin komik ve alaycı oranları, milyonlarca kamu emekçisinin gerçek yaÅŸam koÅŸullarını hiçe saymaktadır. 2026 ve 2027 yıllarına yönelik zam oranları, açıkça enflasyonun ve artan yaÅŸam maliyetlerinin çok gerisindedir. Üstelik bu tekliflere karşı çıkan yetkili sendika, kamu çalışanlarını korumak yerine, süreci sanki bir tiyatroda roller paylaşır gibi sahnelemiÅŸ, gerçek bir mücadeleden kaçmıştır. Hakem Heyeti süreci ise tam bir trajediye dönüÅŸmüÅŸtür. Yetkili sendikanın “Hakem Heyeti’ne baÅŸvuru yapmayacağız” diyerek sahnelediÄŸi kahramanlık, aslında sorumluluktan kaçmak için kurgulanmış bir aldatmacadır. Sürecin hukuki yapısı gereÄŸi, hükümetin baÅŸvurusuyla baÅŸlayan Hakem Heyeti kararı, hükümetin düÅŸük zam oranlarını onaylamasıyla sonuçlanmış, yetkili sendika ise suçluluÄŸu bu heyetin üzerine atarak üyelerini kandırmıştır. Yüzde 5, yüzde 7 gibi rakamların arkasında, kamu emekçilerinin maaÅŸlarında gerçek bir kayıp vardır. TÜRK-İŞ ve BİSAM verilerine göre dört kiÅŸilik bir ailenin yoksulluk sınırı 86 bin lirayı aÅŸmış, açlık sınırı ise 26 bin liraya dayanmıştır. Ne yazık ki, en yüksek kadroda çalışan kamu personelinin maaşı dahi bu rakamların çok altındadır. Bu durum, kamuda çalışanları ve ailelerini sefalet içinde yaÅŸamaya mahkum eden bir düzenin ifadesidir. Sorun sadece zam oranları deÄŸil; bu, kamu emekçilerinin temel yaÅŸam hakkının hiçe sayılmasıdır. ÖÄŸretmenin, memurun, saÄŸlık çalışanının ay sonunu getirememe, kirasını ödeyememe ve çocuklarının temel ihtiyaçlarını karşılayamama sorunudur. Toplu sözleÅŸme masası, artık çözüm deÄŸil, sorunların üzerini örten bir enkaza dönüÅŸmüÅŸtür. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın öne sürdüÄŸü 58 maddelik uzlaÅŸma ve cüzi ek ödemeler, hayat pahalılığı karşısında yetersiz ve samimiyetsizdir. 2-3 bin liralık ek ödemeler, 30-35 bin liralık kira ve bin lirayı aÅŸan temel gıda fiyatları karşısında hiçbir anlam ifade etmemektedir” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
“ARTIK SÖZÜN BİTTİĞİ YERDEYİZ”
Genel toplu sözleÅŸme görüÅŸmelerinde mühendis, akademisyen, ÅŸef, amir, uzman gibi meslek gruplarının yıllardır biriken hak kayıpları görmezden gelindiÄŸini, kamu çalışanlarının çalışma barışı ve motivasyonu derinden sarsıldığını iddia eden Keskin, açıklamasını ÅŸöyle sürdürdü: “3600 ek gösterge düzenlemesinde verilen sözlerin tutulmaması ve yeni adaletsizliklerin ortaya çıkması kamu vicdanını yaralamıştır. Yardımcı Hizmetler Sınıfı’nın sorunları ise her seferinde “görüÅŸülecek” denilerek geçiÅŸtirilmiÅŸ, emeÄŸe büyük bir saygısızlık yapılmıştır. 2025’in “Aile Yılı” ilan edilmesi, kamu emekçilerine yapılan sembolik aile ve çocuk yardımlarıyla adeta alay edilmesi anlamına gelmiÅŸtir. YoksulluÄŸa itilen ailelerimizin yaÅŸadığı trajedi görmezden gelinmiÅŸtir. Engelli kamu çalışanlarının, ÅŸeflerin, üniversite idari personelinin sorunları görmezden gelinmiÅŸ, akademik personelin yetersiz ödenekleri ise geleceÄŸe ertelenmiÅŸtir. Yetkili sendikanın sadece belirli çıkar gruplarını koruyan, kamu çalışanlarının tamamını kucaklamayan tutumu kabul edilemez. Artık sözün bittiÄŸi yerdeyiz. Yetkili sendika, üyelerinin haklarını savunmak bir yana, siyasi iktidarın çıkarlarını koruyan bir aracıya dönüÅŸmüÅŸtür. Masada imzalanan bu sefalet mutabakatı bizler için yok hükmündedir. EÄŸitim Gücü-Sen olarak taleplerimiz açıktır; Yoksulluk sınırının altında kalan maaÅŸ teklifleri reddedilmeli, tüm kamu çalışanlarına insanca yaÅŸam koÅŸulları saÄŸlayacak temel ücret verilmelidir. Taban aylık, refah payı, kira yardımı, bayram ikramiyesi, eÅŸ ve çocuk yardımları gerçek ekonomik koÅŸullara göre artırılmalıdır. Tüm meslek gruplarının hak kayıpları giderilmeli, adalet saÄŸlanmalıdır. ÖÄŸretmenlerin ek ödemeleri artırılmalı, özel hizmet tazminatları ve özlük hakları iyileÅŸtirilmelidir. Tazminatların emekliliÄŸe yansıtılması saÄŸlanmalı, görev aylığı ile emekli aylığı arasındaki fark kapatılmalıdır. Yardımcı Hizmetler Sınıfı kaldırılarak bu personel Genel İdari Hizmetler kadrosuna geçirilmelidir. Aile ve çocuk yardımları, ekonomik gerçeklere uygun ÅŸekilde güncellenmelidir. Bugün burada ilan ediyoruz: Teslim olmayacağız! Haklarımızı alıncaya, onurumuzu koruyuncaya ve bu sarı sendikacılık anlayışını tarihin çöplüÄŸüne atıncaya kadar mücadelemiz sürecektir.”