Mersin’den dünyaya ‘Barış’ çağrısı!
Mersin ve Tarsus Emek ve Demokrasi Platformları, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla savaşlara, işgallere ve şiddet politikalarına karşı bir araya geldi. Platform temsilcileri, Gazze'deki insani krize, Rusya-Ukrayna savaşına ve Türkiye'deki Kürt sorununa dikkat çekerek, barışın ancak dildeki değişim, adalet ve demokratik politikalarla mümkün olacağını vurguladı. "Savaşa hayır, barış hemen şimdi!" sloganıyla barış çağrısında bulunan platformlar, siyasi iradeyi barışçıl politikalara ve insan haklarına saygı duymaya davet etti.
Necdet TAÅž
Mersin ve Tarsus Emek ve Demokrasi Platformları, 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla düzenledikleri etkinliklerde bir araya gelerek savaÅŸlara, iÅŸgallere ve ÅŸiddet politikalarına karşı barış çaÄŸrısında bulundu. Mersin merkezde ellerinde döviz ve pankartlarla Özgecan Aslan Barış Meydanı’nda bir araya gelen platform bileÅŸenleri bir de basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan İHD EÅŸ Åžube BaÅŸkanı Gazi İnci, “2025 yılında bir kez daha Dünya Barış Günü’nü andığımız bugünde dünyanın birçok yerinde bölgesel ve yerel savaÅŸlar ile çatışmalar devam ediyor. Özellikle İsrail’in Filistin’e yönelik uyguladığı savaÅŸ politikaları dünya gündeminde. İsrail’in Filistin’e yönelik uyguladığı ÅŸiddet politikası, uluslararası sözleÅŸmelerin ihlali anlamına geliyor. Ayrıca İsrail, Gazze’ye yönelik saldırılarını sürdürürken gıda yardımını da engelleyerek insanların açlıktan ölmesine neden oluyor. Özellikle gıda yardımının engellenmesi ile sürekli olarak Gazze’ye gerçekleÅŸtirilen saldırılarda birçok çocuk yaÅŸamını yitiriyor” diyen İnci, “Bu durum insanlık vicdanı açısından kabul edilemez bir durum. Birçok devletin İsrail’in bu ÅŸiddet politikalarına karşı sessizliÄŸi de kabul edilebilir deÄŸil” dedi.

“BARIÅž İÇİN ÖNCE DİL DEĞİLMELİ”
Bunun dışında Rusya’nın Ukrayna iÅŸgali ve Sudan, Myanmar, Burkina Faso, Mali ve Libya’da süren çatışmalı ortamlar binlerce sivilin ölümüne neden olduÄŸunu ve baÅŸta yaÅŸam hakkı olmak üzere birçok hak ihlalini doÄŸurduÄŸuna dikkat çeken İnci, “Dünya egemenlerinin emperyalizmi ve çözümsüzlüÄŸü temel alan politikaları tüm dünyada savaÅŸların ve çatışma ortamlarının devam etmesinin en büyük nedeni. Ayrıca yaÅŸadığımız coÄŸrafyada da yıllardır devletin Kürt meselesine güvenlikçi politikalar ile yaklaÅŸması birçok acıya ve kayba neden oldu. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, kuruluÅŸundan itibaren Kürt meselesinde çözümsüzlüÄŸü resmi bir politika haline getirdi. Bu politika her türlü hak talebini ÅŸiddetle bastırmak üzerine inÅŸa edildi. Türkiye’de birçok defa Kürt meselesinin demokratik yollarla çözülmesi amacıyla barış giriÅŸimleri oldu. Günümüzde de barış süreci olarak adlandırılan ve PKK lideri Abdullah Öcalan’ın çaÄŸrısı ile Kürt hareketinin silahsız, ÅŸiddetsiz yollardan Kürt meselesinin çözülmesi yönünde attığı adımlar biz insan hakları savunucuları açısından da son derece önemlidir. Silahların yakılması, Kürt meselesinin ÅŸiddetsiz yollardan çözülmesi ve barış umudunun yükselmesi anlamı taşıyor. Bu nedenle de insan hakları savunucuları olarak bu süreci ne kadar önemsediÄŸimizi belirtmek istiyoruz. DeÄŸiÅŸim dilde baÅŸlar, barış dilde baÅŸlar. Sürekli bir tehdit dilinin barış sürecinin önündeki en büyük engel olduÄŸunu hatırlatıyoruz. Barış süreci kapsamında mecliste kurulan komisyonun çalışmalara baÅŸlaması ve bir takım yasa deÄŸiÅŸikliklerinin gündemde olması tabii ki önemli fakat Kürt Meselesinin demokratik ve barışçıl yollardan çözülmesi ve ÅŸiddetin sona erdirilmesi amacıyla kurulan komisyonun Barış Annelerini dinlediÄŸi oturumda Kürtçe konuÅŸulmasını engellemesi komisyonun misyonu ile asla örtüÅŸmüyor. Ayrıca komisyonun çatışmanın tüm taraflarını eksiksiz dinlemesi gerektiÄŸini bir kez daha hatırlatıyoruz. BirleÅŸmiÅŸ Milletler tarafından kabul edilmiÅŸ olan, Silahsızlanma ve GeçiÅŸ Dönemi Adaleti ilkelerine uygun mekanizmaların ivedilikle kurulması gerekiyor. İnsan hakları savunucuları olarak 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde de barış isteÄŸimizi yüksek sesle dile getiriyoruz. Topluma dayatılan tekçi, ırkçı, milliyetçi ve ötekileÅŸtirici politikaların ve nefret dilinin son bulması için siyasal iradeyi insan haklarına dayalı barışçıl politikalar geliÅŸtirmeye çağırıyoruz” ÅŸeklinde konuÅŸtu.
“GAZZE’DE ÇOCUKLAR AÇLIKTAN ÖLÜYOR”
Tarsus’taki etkinlikte ise Platform bileÅŸenleri, Tarsus Halk EÄŸitim Merkezi önünde toplanarak sloganlar eÅŸliÄŸinde Yarenlik Alanı’na yürüdü. Yarenlik Alanında gerçekleÅŸtirilen açıklamaya, bileÅŸen paydaÅŸları, siyasi parti temsilcileri, muhtarlar ve vatandaÅŸlar katıldı. YürüyüÅŸün ardından burada basın açıklaması gerçekleÅŸtirildi. Platform adına açıklamayı Jale Kirman okudu. Platform adına açıklama yapan Jale Kirman, dünyanın birçok bölgesinde süren savaÅŸların ve çatışmaların milyonlarca insanı yaÅŸam hakkından mahrum bıraktığına dikkat çekerek, “Barışı, yaÅŸamı ve halkların kardeÅŸliÄŸini savunuyoruz. Dünyanın birçok coÄŸrafyasında süren çatışmalar, her yıl on binlerce insanın yaÅŸamını yitirmesine, milyonlarcasının yerinden edilmesine ve temel haklarından mahrum kalmasına yol açmaya devam ediyor. Emperyalist güçler kapitalist üretim ve bölüÅŸüm iliÅŸkilerinin yarattığı krizi dünya genelinde körükledikleri savaÅŸ ve saldırganlık politikaları ile aÅŸmaya çalışıyorlar. Buna karşı, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde, insanlığın ortak geleceÄŸini tehdit eden savaÅŸlara, iÅŸgallere ve ÅŸiddet politikalarına karşı sesimizi yükseltiyoruz. İsrail’in Gazze’de tüm dünyanın gözleri önünde aylardır sürdürdüÄŸü soykırım baÅŸta olmak üzere; OrtadoÄŸu’dan Afrika’ya, Ukrayna’dan Asya’ya kadar pek çok bölgede süren savaÅŸların yarattığı yıkım, sınırsız bir sömürü arzusuyla iÅŸleyen küresel kapitalist düzenin ve birçok uluslararası organizasyonun insan hayatını hiçe sayan yüzünü bir kez daha Ortaya koymuÅŸtur. Çocuklar açlıktan ölmekte, hastaneler yıkıntıların arasında çaresizce ayakta kalmaya çalışmaktadır. Gazze’de aslında tüm insanlığın vicdanı ölüm döÅŸeÄŸindedir. DiÄŸer yandan komÅŸu coÄŸrafyamız Suriye'de HTÅž rejiminin, gerici cihadist çizgide, farklı kimlik ve inanç topluluklarına dönük sivil katliamları; OrtadoÄŸu'da laiklik, eÅŸit yurttaÅŸlık, temel insan hakları ve demokrasi mücadelesi veren tüm kesimler için büyük bir tehdit haline gelmiÅŸtir. Bu rejime iktidarın ve dünyanın egemen güçlerinin verdiÄŸi tüm dolaylı ve dolaysız destekler derhal sona ermeli; Cihatçı çetelerin yönetime getirildiÄŸi ülkelerin geleceÄŸi, halkların özgür iradesinin kendini bulacağı bir demokratik çerçeve gerçekleÅŸmelidir” ifadelerini kullandı.

“BARIÅž İÇİN ADALET VE DEMOKRASİ ÅžARTTIR”
“Bu ÅŸiddet atmosferinde, ülkemizde uzun yıllardır çözümsüz bırakılan Kürt meselesinin, ÅŸiddetin devreden çıktığı bir düzlemde tartışılabilir hale gelmesi ise kuÅŸkusuz çok kıymetlidir. Gelinen aÅŸamada, çatışmaların, ölümlerin ve hak ihlallerinin son bulması; sorunun kapsamlı bir demokratikleÅŸme çerçevesinde çözülmesi demokratik, adil ve kalıcı bir çözümün barışın inÅŸa edilmesi artık ertelenemez bir zorunluluktur” ÅŸeklinde konuÅŸan Kirman, açıklamasını ÅŸöyle sürdürdü: “Barışa olan özlem ve ihtiyaç siyasi iktidarın kendi ömrünü uzatmaya yönelik bir fırsatçılığa dönüÅŸtürülmemelidir. Anayasaya, hukuka ve halk iradesine saygı duyulmalı, siyasallaÅŸmış yargı eliyle toplumsal muhalefet unsurlarını, muhalif belediye baÅŸkanlarını ve muhalif siyasetçileri etkisizleÅŸtirme anlayışı terk edilmelidir. Siyasi gerekçelerle hukuksuz biçimde cezaevinde tutulan tüm tutuklu ve hükümlüler derhal serbest bırakılmalı ve görevlerine iade edilmelidir. Halkların eÅŸit, özgür ve bir arada yaÅŸadığı bir gelecek, ancak karşılıklı güvenin tesis edilmesiyle, hak ve özgürlüklerin evrensel normlar çerçevesinde güvence altına alınmasıyla mümkün olacaktır. Barış için adalet ve demokrasi ÅŸarttır. Barışın yeÅŸermesi ve kalıcılaÅŸması için gelirde adalet, vergide adalet, ülkede adalet ÅŸarttır. İş güvencesi, sendikal haklar, toplu pazarlık süreçleri ve örgütlenme özgürlüÄŸü gibi temel hakların güvence altına alındığı demokratik bir ortam, barış için saÄŸlam bir zemin oluÅŸturacaktır. Bizler; emek, meslek ve demokratik kitle örgütleri olarak, savaÅŸların ve çatışmaların deÄŸil, barışın ve kardeÅŸliÄŸin tarafındayız. SavaÅŸların, halkların iradesini yok sayan, doÄŸayı ve yaÅŸam alanlarını tahrip eden yıkıcı etkilerine karşı; eÅŸitlik, özgürlük, adalet ve demokrasi temelinde bir yaÅŸamı savunuyoruz. 1 Eylül Dünya Barış günü vesilesiyle, tüm halkları ve emekçileri savaÅŸ politikalarına karşı ortak mücadeleyi büyütmeye, barışın dilini ve iradesini yaÅŸamın her alanında hâkim kılmaya çağırıyoruz. SavaÅŸa hayır, barış hemen ÅŸimdi!”