Mersinli kadınlar ‘Mahsa Amini’yi andı
Mahsa Amini'nin katledilişinin 3. yıldönümünde, Mersin Kadın Platformu sokağa çıkarak kadın cinayetlerini, idamları ve zorunlu kıyafet dayatmalarını protesto etti. Eylemde, Türkiye'deki kadın hakları ihlallerine de dikkat çekilerek İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden yürürlüğe girmesi talep edildi.
Necdet TAÅž
Mahsa Amini’nin katlediliÅŸinin üçüncü yıldönümünde Mersin Kadın Platformu, kadın cinayetlerine, idamlara, kıyafet dayatmalarına ve savaÅŸ politikalarına karşı sokaÄŸa çıktı. İran’da ahlak polisi tarafından gözaltına alındıktan sonra iÅŸkenceyle katledilen Jina Mahsa Amini’nin ölümünün 3. yılında Mersin Kadın Platformu, kadın cinayetlerine, idamlara, zorunlu kıyafet dayatmalarına ve savaÅŸ politikalarına karşı sokaÄŸa çıktı. Pozcu GMK Bulvarı’nda bir maÄŸaza önünde gerçekleÅŸtirilen basın açıklamasında sık sık “Kadın, YaÅŸam, Özgürlük” sloganı atıldı.

“KADINLARIN YAÅžAMI HEDEF HALİNE GETİRİLİYOR”
Platform adına açıklama yapan Helin Onuk, “22 yaşındaki Mahsa (Jina) Amini, 16 Eylül 2022’de İran’da “ahlak polisi” tarafından gözaltına alındı ve iÅŸkence sonucu yaÅŸamını yitirdi. Onun ölümü yalnızca bir kadının yaÅŸamının gaspı deÄŸildir; kadınların bedenleri ve özgürlükleri üzerinde kurulan erkek-devlet ÅŸiddetinin ölümcül sonucudur. Mahsa’nın ardından yükselen “Kadın, YaÅŸam, Özgürlük – Jin, Jiyan, Azadî” haykırışı bize bir kez daha göstermiÅŸtir: Kadın cinayetleri bireysel deÄŸil, politiktir. İran’da kadınlar yalnızca zorunlu kıyafet dayatmalarıyla deÄŸil, aynı zamanda idamlarla susturulmaktadır. Protestolara katıldıkları, özgürlük talep ettikleri için daraÄŸaçlarında infaz edilen kadınların hikâyeleri, devlet eliyle iÅŸlenen kadın cinayetlerinin nasıl meÅŸrulaÅŸtırıldığını gözler önüne sermektedir. Bugün kadın aktivistler PexÅŸan Azizi, WeriÅŸa Muradi ve Åžerife Muhammedi idamla yargılanmaktadır. Bu, erkek ÅŸiddeti ile devlet ÅŸiddetinin iç içe geçtiÄŸinin en açık kanıtıdır. Biz biliyoruz ki; Jina’yı katleden zihniyet, Afganistan’da kadınlara burka dayatan, Irak’ta çocuk istismarını yasalarla meÅŸrulaÅŸtırmaya çalışan, Suriye’de Alevi ve Dürzi kadınları hedef alan selefi çetelerin zihniyetiyle aynıdır. OrtadoÄŸu’da emperyal güçlerin yürüttüÄŸü savaÅŸ politikaları da erkek egemen rejimleri güçlendirmekte, kadınların yaÅŸamını hedef haline getirmektedir” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

“TÜRKİYE’DE DE TABLO FARKLI DEĞİL”
Türkiye’de de tablonun farklı olmadığını iddia eden Onuk, “Kadın cinayetleri her geçen gün artmakta, failler korunmakta, cezalar indirilmekte ve kadınların yaÅŸam hakkı yok sayılmaktadır. Diyanet’in kadınların giyimine dair fetvaları, konser yasakları, sanatçıların sahne kıyafetleri nedeniyle hedef alınması; kadınların yalnızca evde deÄŸil, sokakta ve sahnede de baskı altına alınmak istendiÄŸini göstermektedir. Kadınların özgürce giyinme hakkı kriminalize edilmekte, “ahlak” bahanesiyle kamusal yaÅŸamdan dışlanmaları hedeflenmektedir. Kadınlara yönelik ÅŸiddet, yalnızca erkek-devlet politikalarıyla deÄŸil, aynı zamanda savaşın yarattığı tahribatla da derinleÅŸmektedir. SavaÅŸlar en çok kadınların, çocukların ve yoksulların hayatını karartmakta; evlerimizi, sokaklarımızı ve kentlerimizi güvensiz hale getirmektedir. Erkek ÅŸiddeti ile savaşın yıkımı aynı kaynaktan beslenmektedir: eÅŸitsizlik, iktidar ve tahakküm. Bizler, Mahsa Amini’nin anısına, daraÄŸaçlarında infaz edilen kadınların, Türkiye’de katledilen kadınların ve savaşın gölgesinde yaÅŸam mücadelesi veren tüm halkların onuruna sahip çıkıyoruz. İsyanımızla, yasımızla ve barış talebimizle sokaktayız” ifadelerini kullandı.
“İSTANBUL SÖZLEÅžMESİ YENİDEN YÜRÜRLÜÄžE GİRSİN”
Platform olarak taleplerini de sıralayan Onuk, “Taleplerimiz nettir; İran’da kadınların idamlarına ve zorunlu kıyafet yasalarına son verilsin. PexÅŸan Azizi, WeriÅŸa Muradi, Åžerife Muhammedi ve idam tehdidi altındaki tüm kadınlar serbest bırakılsın. Türkiye’de kadın cinayetleri ve ÅŸüpheli ölümler gizlenmesin, failler cezasız kalmasın. Kadınların kıyafetleri siyasetin, yargının ve dini kurumların denetim alanı olmaktan çıkarılsın. Sanatçılar kıyafetleri yüzünden hedef alınmasın, ifade ve sanat özgürlüÄŸü güvence altına alınsın. İstanbul SözleÅŸmesi yeniden yürürlüÄŸe girsin, 6284 sayılı yasa etkin ÅŸekilde uygulansın. SavaÅŸ politikaları son bulsun, barış kadınların sözüyle ve mücadelesiyle inÅŸa edilsin. Mahsa Amini’nin adıyla, daraÄŸaçlarında infaz edilen kadınların, Türkiye’de öldürülen ve kaybolan binlerce kadının sesiyle haykırıyoruz; Kadın, YaÅŸam, Özgürlük – Jin, Jiyan, Azadî. Kadın cinayetleri, idamlar, savaÅŸ ve kıyafet yasakları politiktir. Biz kadınlar susmayacağız, mücadeleyi büyüteceÄŸiz” ÅŸeklinde konuÅŸtu.