⏱ 2 Haziran 2026 Salı
SON DAKİKA
REKLAM ALANI

Prof. Dr. Halil Kumbur: "Su kaynakları iyi yönetilmezse Türkiye su fakiri olacak"

Çevre uzmanı Prof. Dr. Halil Kumbur, 2026 yılına girerken Türkiye ve Mersin'de çevre sorunlarının giderek derinleştiğini belirterek, özellikle su kaynakları konusunda ciddi uyarılarda bulundu. Küresel ısınma, iklim değişikliği ve kuraklığın en yıkıcı etkilerinin su kaynakları üzerinde hissedildiğini ifade eden Kumbur, Türkiye'nin iyi bir su yönetimi planlaması yapılmadığı takdirde yakın gelecekte 'su fakiri' ülkeler arasında yer alacağını söyledi.

GÜNDEM 7 Ocak 2026 Çarşamba 13:40
Prof. Dr. Halil Kumbur: "Su kaynakları iyi yönetilmezse Türkiye su fakiri olacak"

Prof. Dr. Kumbur, küresel ölçekte sınır tanımayan çevre sorunlarının yanı sıra hava, su, toprak ve atık kirliliÄŸi, plansız kentleÅŸme, gürültü ve görüntü kirliliÄŸi gibi yerel çevre sorunlarının da günümüzde büyük önem taşıdığını vurguladı. Bu sorunların Mersin'de de belirli ölçülerde yaÅŸandığını ifade eden Kumbur, çevre ve insan haklarının 21. yüzyılın yükselen deÄŸerleri olmasına raÄŸmen küresel güçler tarafından çıkar amaçlı kullanılabildiÄŸine dikkat çekti.

 

"Su, geleceğin en stratejik kaynağı"

Dünyadaki su varlığının yüzde 71'inin gezegenin yüzeyini kaplamasına raÄŸmen, bunun çok büyük bir bölümünün okyanuslarda bulunan tuzlu sudan oluÅŸtuÄŸunu belirten Kumbur, toplam su kaynaklarının yaklaşık yüzde 97,5'i tuzlu su iken, yalnızca yüzde 2,5'inin tatlı su niteliÄŸi taşıdığına dikkat çekti. Ancak bu yüzde 2,5'lik tatlı suyun da büyük kısmının buzullarda ve yer altı rezervlerinde bulunduÄŸunu söyleyen Kumbur, akarsu ve göller gibi doÄŸrudan eriÅŸilebilir tatlı su miktarının ise son derece sınırlı olduÄŸunu ifade etti.

Prof. Dr. Halil Kumbur, göl ve akarsuların bir bölümünün de acı su özelliÄŸi taşıması nedeniyle, dünyadaki toplam su varlığının yalnızca yaklaşık yüzde 0,3 ila 0,5'inin içme ve kullanma suyu olarak fiilen eriÅŸilebilir durumda olduÄŸunu vurguladı. Bu durumun, suyun sanılanın aksine sınırsız deÄŸil, son derece kıt ve stratejik bir kaynak olduÄŸunu açıkça ortaya koyduÄŸunu ifade etti.

Türkiye'nin, Akdeniz ülkeleri arasında iklim deÄŸiÅŸikliÄŸinden en fazla etkilenecek ülkelerden biri olduÄŸuna dikkat çeken Kumbur, DoÄŸu Akdeniz su havzasında yer alan Mersin'de son yıllarda su kaynaklarında yüzde 40'a varan azalmalar yaÅŸandığını belirtti.

Türkiye'de kiÅŸi başına düÅŸen yıllık su miktarının 2025 itibarıyla yaklaşık bin 300 metreküp olduÄŸunu belirten Prof. Dr. Kumbur, bu rakamın 2040 yılında 700 metreküplere düÅŸmesinin beklendiÄŸini ve bunun da Türkiye'yi 'su fakiri' ülke konumuna getireceÄŸini dile getirdi.

 

"Suyun yüzde 76'sı tarımsal sulamada kullanılıyor"

Mevcut suyun yaklaşık yüzde 76'sının tarımsal sulamada, yüzde 14'ünün içme-kullanma ve yüzde 10'unun sanayide kullanıldığını aktaran Kumbur, özellikle sulama tekniklerinin mutlaka gözden geçirilmesi gerektiÄŸini söyledi. Aksi halde mevcut su kaynaklarının gelecekte ihtiyaçları karşılamaya yetmeyeceÄŸini vurguladı.

Mersin'in yıllık 7,4 milyar metreküplük yer üstü ve yer altı su potansiyeline sahip olduÄŸunu belirten Kumbur, suyun bulunduÄŸu alanlar ile ihtiyaç duyulan bölgeler arasında uyumsuzluk yaÅŸandığını, kayıp-kaçaklar ve depolama sorunlarının da önemli bir problem olduÄŸunu ifade etti.

 

Mersin'den Konya Ovası'na ve KKTC'ye su aktarımı

Mersin'in önemli su kaynaklarından Göksu Nehri'nden Mavi Tünel Projesi ile Konya Ovası'na yıllık 414 milyon metreküp su aktarıldığını hatırlatan Kumbur, Anamur Dragon Çayı'ndan ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yıllık 75 milyon metreküp su iletildiÄŸini belirtti.

Bu nedenle Mersin için su havzalarının korunması, kuraklık risk haritalarının hazırlanması, su bütçesinin oluÅŸturulması, atık suların geri kazanımı ve yaÄŸmur sularının deÄŸerlendirilmesinin hayati önem taşıdığını vurguladı.

 

"İklim Kanunu önemli ama maliyetli"

Türkiye'nin Paris İklim AnlaÅŸması kapsamında 2035 yılına kadar sera gazı emisyonlarını yüzde 41 azaltma ve 2053 yılında net sıfır emisyon hedefini benimsediÄŸini hatırlatan Kumbur, bu hedefler doÄŸrultusunda 9 Temmuz 2025'te 'İklim DeÄŸiÅŸikliÄŸi ile Mücadele ve Uyum Kanunu'nun yürürlüÄŸe girdiÄŸini ifade etti.

Kanunla birlikte enerji, sanayi, tarım, ulaşım ve inÅŸaat gibi sektörlerde ciddi maliyetler oluÅŸacağını belirten Prof. Dr. Kumbur, bu sürecin kamu ve özel sektör iÅŸ birliÄŸiyle, planlı ve destekleyici politikalarla yürütülmesi gerektiÄŸini söyledi.

"Mersin'in bir dünya kenti olabilmesi, ancak yaÅŸanabilir ve temiz bir çevreyle mümkündür" diyen Kumbur, çevre sorunları çözülmüÅŸ bir Mersin'in tüm Mersinlilerin ortak arzusu olduÄŸunu sözlerine ekledi.