⏱ 15 Eylül 2026 Salı
SON DAKİKA
REKLAM ALANI

“İMAR RANTLARI İLE ŞEHİRLERİN YAĞMALANMASINA DUR DEME VAKTİ”

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda Yeni Yol Partisi’nin vermiş olduğu imar planı değişikliği sonucunda ortaya çıkan rant artışları hakkındaki araştırma önergesi üzerine konuştu.

SİYASET 11 Haziran 2026 Perşembe 17:06
“İMAR RANTLARI İLE ŞEHİRLERİN YAĞMALANMASINA DUR DEME VAKTİ”

İmar uygulamaları adrese teslim ranta dönmüÅŸ durumda

Yeni Yol Grubu’nun vermiÅŸ olduÄŸu araÅŸtırma önergesiyle imar ve planlama sistemindeki aksaklıklar hakkında konuÅŸan Ekmen, “Bu önerge sadece çocuklarımızın geleceÄŸini deÄŸil, aynı zamanda baÅŸta siyasetin finansmanı olmak üzere yüz milyonlarca dolarlık rant ve kaynak aktarımının bir gecede, kamuoyunun bilgisi dışında alınan kararlarla nasıl gerçekleÅŸtiÄŸine dair örnekler de içermektedir. İmar planları sadece teknik belgeler veya yapılaÅŸma koÅŸullarını belirleyen alelade evraklar deÄŸildir. İmar planları, bir ÅŸehrin geleceÄŸidir; çocuklarımızın yarın kendi mahallelerinde arkadaÅŸlarıyla birlikte oynayıp oynayamayacaklarını, nefes alıp alamayacaklarını belirleyen kentsel adaletin çıktılarıdır. Kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasındaki hassas dengenin en görünür hallerinden biridir. Ancak ne yazık ki bugün Türkiye’de imar uygulamaları denildiÄŸinde akla ilk gelen; ÅŸeffaflıktan uzak süreçler, denetimsizlik ve adrese teslim rant ile kaynak aktarımıdır” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

KENTLERİN GELECEĞİ RANTA FEDA EDİLİYOR

İmar planlamasında birden fazla yetkili kurumun görev aldığını belirten Yeni Yol Partisi Grup BaÅŸkanı Ekmen, “CumhurbaÅŸkanlığı, Çevre, Åžehircilik Bakanlığı, ilgili bazı bakanlıklar, projelere göre TOKİ, ÖzelleÅŸtirme İdaresi, büyükÅŸehir belediyeleri, ilçe belediyeleri, valilikler, il özel idareleri ve OSB yönetimleri gibi birçok farklı kurum bazen birbirinden habersiz, bazen de birbirini hiç bilgilendirmeden imar düzenlemesi yapabilmektedir. Bu çok baÅŸlılık, kentlerimizde bütüncül bir planlama yapılmasını engellemekte, kurumlar arası koordinasyonu ortadan kaldırmakta ve kararlar arasında ciddi uyumsuzluklar yaratmaktadır. Bu durum yalnızca bir belirsizlik doÄŸurmamakta; aynı zamanda kaynakların etkin kullanılamaması, siyasetin finansmanıyla ilgili tartışmalar ve imar rantları üzerinden kaynak aktarımı ile kaynak yaratımı tartışmalarını da beraberinde getirmektedir” dedi.

BİR GECEDE YARATILAN YÜZ MİLYONLARCA DOLARLIK RANTIN HESABINI KİM VERECEK?

Ekmen, imar düzenlemelerinde ÅŸeffaflığın temel ilke olması gerektiÄŸine dikkat çekerek, “Bir imar düzenlemesinin ÅŸüphesiz en temel dayanağı ÅŸeffaflık olmalıdır. Bir vatandaÅŸ kendi sokağında, mahallesinde, ÅŸehrinde ve ilçesinde yapılacak deÄŸiÅŸikliklerden haberdar olmalı, bu deÄŸiÅŸikliklerle ilgili süreçlere katılabilmeli ve neticede itiraz hakkını kullanabilmelidir. Oysa mevcut düzende sivil toplum örgütleri dahi bu imar deÄŸiÅŸikliklerini tam anlamıyla takip edememekte, ancak ilan aÅŸamasında kısmen yargı yoluna gidebilmektedir. GeliÅŸme potansiyeli olan bölgeler baÅŸta olmak üzere, ÅŸehrin belirli yerlerinde parsel bazlı yapılan imar deÄŸiÅŸiklikleriyle bir gecede yüz milyonlarca doları bulan deÄŸer artışları ortaya çıkmaktadır. Bu artışlar vergilendirilmemektedir. Kamu ile müteahhit ya da mülkiyet sahibi arasında bir gelir paylaşımı söz konusu deÄŸildir. Bu menfaat kimin lehine çalışmaktadır? İstanbul BeÅŸiktaÅŸ Etiler’deki eski Polis Meslek Yüksek Okulu arazisinde inÅŸa edilen sitede bir daire 450 milyon liraya satılabilmektedir. Kanal İstanbul güzergâhında mantar gibi türeyen yeni imar düzenlemeleri, Atatürk Havalimanı bitiÅŸiÄŸindeki arazilerin konut ve ticarete açılması, İstanbul Finans Merkezi ve Galataport Projesi’ndeki imar süreçleri, Maslak-Büyükdere hattındaki ayrıcalıklı parsel imtiyazları, yeÅŸil alanları ranta kurban edilen Mecidiyeköy, altyapısız emsal artışlarıyla adeta beton hapishanesine dönüÅŸtürülen Fikirtepe ve daha onlarca örnek verilebilir. Bütün örneklere raÄŸmen merkezî bir denetim mekanizması kurulamadığı gibi kamusal yarar ile ÅŸehirlerin yararı arasında da saÄŸlıklı bir denge oluÅŸturulamamaktadır” açıklamasında bulundu.

 

ÅžEHİRLERİN YAÄžMASINA ‘DUR’ DEMENİN VAKTİ GELMİŞTİR

Meslek kuruluÅŸlarının açtığı davaların çoÄŸu zaman sonuçsuz kaldığını belirten Ekmen, “Zaman zaman meslek kuruluÅŸları dava açıyor ancak Ankara’daki TOGO Kuleleri örneÄŸinde olduÄŸu gibi dava sonuçlandığında bina da bitmiÅŸ oluyor. Ardından yapılan yatırımın kamu yararı taşıdığı gibi çeÅŸitli gerekçelerle mevcut durum bir ÅŸekilde meÅŸrulaÅŸtırılıyor. TOGO Kuleleri’nde olduÄŸu gibi, İstanbul Zeytinburnu’ndaki 16/9 Projesi’nde de benzer süreçler yaÅŸandı. O proje ortadan gerçekten kaldırıldı mı? Hayır. Sayın CumhurbaÅŸkanı Recep Tayyip ErdoÄŸan’ın belediye baÅŸkanlığı dönemindeki en önemli mücadelelerinden biri Süzer Plaza’ydı, ‘BoÄŸazın silüeti bozuluyor’ açıklaması vardı. Bugün BoÄŸaz’ın hangi noktasından fotoÄŸraf çekilse Süzer Plaza’nın üç-dört katı yüksekliÄŸinde projeler görülüyor ve bunların tamamı da Çevre, Åžehircilik ve İklim DeÄŸiÅŸikliÄŸi Bakanlığı eliyle hayata geçirilen projeler. AK Partili milletvekillerine ve belediye baÅŸkanlığından gelen dostlara sesleniyorum; elinizi vicdanınıza koyun ve Türkiye’de ÅŸehirlerin yaÄŸmasına artık ‘dur’ deyin” ifadelerini kullandı.