BAKLİYATTA KÜRESEL EĞİLİMLERİ DOĞRU OKUMALIYIZ
Mersin Ticaret Borsası Başkanı Ö. Abdullah Özdemir, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yayımlanan
Özdemir, raporda bakliyatın bitkisel protein, diyet lifi, kompleks karbonhidrat, vitamin ve mineraller açısından zengin olmasının yanı sıra biyoaktif bileÅŸikler de içerdiÄŸinin vurgulandığını belirtti. DüÅŸük nem oranı sayesinde uzun süre depolanabilmesinin hasat sonrası kayıpları azaltan önemli bir avantaj saÄŸladığını ifade eden Özdemir, tarımsal açıdan ise topraÄŸa azot baÄŸlama özelliÄŸiyle verimliliÄŸi artırdığını ve sürdürülebilir üretim sistemlerinin temel unsurlarından biri olarak öne çıktığını kaydetti.
Rapora göre bakliyat üretimi ve verimindeki artışın tahıl ve yaÄŸlı tohumlara kıyasla daha sınırlı seyrettiÄŸini dile getiren Özdemir, bunun baÅŸlıca nedenleri arasında araÅŸtırma ve sulama yatırımlarının yetersizliÄŸi ile tahıllarla yaÅŸanan rekabetin yer aldığını söyledi.
Tüketimi ÅŸekillendiren iki temel eÄŸilime dikkat çeken Özdemir, düÅŸük ve orta gelirli ülkelerde bakliyatın uygun maliyetli bir bitkisel protein kaynağı olmayı sürdürdüÄŸünü, yüksek gelirli ülkelerde ise iÅŸleme teknolojilerindeki geliÅŸmeler sayesinde bakliyattan elde edilen protein, niÅŸasta ve lifin et alternatiflerinden atıştırmalıklara ve fırıncılık ürünlerine kadar birçok gıda ürününde daha yaygın kullanılmaya baÅŸlandığını ifade etti. SaÄŸlıklı ve sürdürülebilir beslenmeye yönelik ilginin artmasının da bakliyat ve bakliyat türevlerinin gıda sanayisindeki kullanım alanlarını geniÅŸlettiÄŸini belirtti.
DÜNYA ORTALAMASININ GERİSİNDE KALAN ÜRETİM, TÜKETİM VE İHRACAT
Rapora göre 2025 yılında 104 milyon ton olan küresel bakliyat üretiminin 2035 yılına kadar yüzde 14 artarak 119 milyon tona ulaÅŸmasının beklendiÄŸini belirten Özdemir, aynı dönemde küresel ticaret hacminin 23,2 milyon tondan 25 milyon tona yükseleceÄŸinin öngörüldüÄŸünü söyledi. BaÅŸlıca ihracatçı ülkelerin Kanada, Avustralya ve Rusya olarak öne çıktığını ifade eden Özdemir, küresel kiÅŸi başına bakliyat tüketiminin ise yüzde 11 artışla yıllık 8,2 kilograma ulaÅŸacağının tahmin edildiÄŸini kaydetti.
Türkiye açısından tablonun farklı olduÄŸuna dikkat çeken Özdemir, son yıllarda yaklaşık 1,3 milyon ton seviyesinde seyreden üretimin önümüzdeki dönemde de aynı düzeyde kalacağının öngörüldüÄŸünü belirtti. Küresel ölçekte beklenen yüzde 14'lük üretim artışı dikkate alındığında bu tahminin oldukça olumsuz olduÄŸunu ifade eden Özdemir, dış ticarette ise 2035 yılında 1,5 milyon ton ihracata karşılık 1,7 milyon ton ithalat öngörüldüÄŸünü, böylece Türkiye'nin miktar bazında net ithalatçı konumunun süreceÄŸinin tahmin edildiÄŸini söyledi. KiÅŸi başına tüketimin ise küresel eÄŸilimin aksine yüzde 5,7 gerileyerek 11,4 kilograma düÅŸmesinin beklendiÄŸini dile getirdi.
OECD ve FAO tarafından hazırlanan "Tarımsal Görünüm 2026-2035" raporunun sektörün geleceÄŸine iliÅŸkin önemli bir projeksiyon sunduÄŸunu belirten Özdemir, "Bununla birlikte Türkiye için öngörülen üretim, ihracat ve tüketim görünümünün gerçekleÅŸmesini arzu etmeyiz." dedi.
Raporda Hindistan'ın önümüzdeki on yılda tohum ıslahı, mekanizasyon, destekleme alımları, araÅŸtırma ve sulama yatırımları sayesinde küresel bakliyat üretimindeki büyümeye öncülük edeceÄŸinin öngörüldüÄŸünü hatırlatan Özdemir, benzer bir yaklaşımın Türkiye için de güçlü bir yol haritası oluÅŸturacağını düÅŸündüÄŸünü ifade etti.
DoÄŸru ve istikrarlı politikalarla üretim altyapısının güçlendirilmesi halinde mevcut üretim hacminin iki hatta üç katına çıkarılabileceÄŸini vurgulayan Özdemir, tam kapasite çalışmayan iÅŸleme tesislerinin yeniden sektöre ve ekonomiye kazandırılabileceÄŸini söyledi. Özdemir, "Hem düÅŸük ve orta gelir grubunun temel gıda ihtiyacına hem de katma deÄŸerli bakliyat ürünlerine yönelen yüksek gelirli pazarların talebine ihracat yoluyla daha güçlü ÅŸekilde cevap verebiliriz." ifadelerini kullandı.