⏱ 9 Eylül 2026 Çarşamba
SON DAKİKA
REKLAM ALANI

Toroslar’ın kalbine boksit hançeri

Mersin’in Toroslar ilçesine bağlı Arslanköy’de düzenlenen boksit madeni panelinde, ÇED sahasının 21 kat büyütülerek 510 hektara çıkarılacak olması sert tepki çekti. Uzmanlar ve çevre savunucuları, Doğu Akdeniz’deki kuraklık riskine dikkat çekerek projenin su havzalarını, tarımı, doğa turizmini ve halk sağlığını tehdit edeceğini vurguladı.

GÜNDEM 7 Eylül 2026 Pazartesi 13:21
Toroslar’ın kalbine boksit hançeri

Mersin’in Toroslar ilçesine baÄŸlı Arslanköy Mahallesi’nde 6 Eylül 2026 tarihinde düzenlenen panelde, bölgede planlanan boksit madeni kapasite artışı projesi tüm boyutlarıyla masaya yatırıldı. Çevre savunucuları, akademisyenler ve bölge halkının katıldığı panelde, projenin su kaynakları, tarım, turizm ve halk saÄŸlığı üzerinde yaratacağı geri dönülmez zararlara dikkat çekildi.

ARSLANKÖY’DE ÇED ALANI 21 KAT GENİŞLETİLMEK İSTENİYOR

Panelde konuÅŸan Sabahat Aslan, Berus Maden İşletmeleri A.Åž. tarafından Karaman’ın Ayrancı ilçesi ile Mersin’in Toroslar ilçesi Arslanköy Mahallesi sınırlarında planlanan "IV. Grup Maden (Boksit) Ocağı Kapasite Artışı ve Kırma-Eleme Tesisi" projesinin detaylarını paylaÅŸtı. Mevcut 23,77 hektarlık ÇED alanının yaklaşık 21 kat artırılarak 510,66 hektara çıkarılmak istendiÄŸini belirten Aslan; yılda 1 milyon ton cevher ve pasa üretimi yapılacağını, bunun 800 bin tonunun pasa olacağını vurguladı. Söz konusu sahanın Çevre Düzeni Planı’nda "Orman", "Mera" ve "Ekolojik NiteliÄŸi Korunacak Alan" olarak tanımlandığını belirten Aslan, iÅŸletme aÅŸamasında üç günde iki kez patlatma yapılacağını hatırlatarak; toz, gürültü, titreÅŸim ve ağır metallerin bölgedeki canlı yaÅŸamını ve Arslanköy halkını doÄŸrudan tehdit edeceÄŸini söyledi. Aslan, "Madenler tükenir, ama doÄŸa yok olursa geri getirilemez" diyerek hukuki ve demokratik mücadele çaÄŸrısında bulundu.

"ÇED RAPORLARI 2050–2100 PERSPEKTİFİYLE HAZIRLANMALI"

Prof. Dr. Erkan AktaÅŸ ise projenin bölgesel ve uzun vadeli etkilerine odaklandı. Toroslar’ın Türkiye için stratejik bir su, tarım ve doÄŸa turizmi havzası olduÄŸuna deÄŸinen AktaÅŸ, Arslanköy’ün su havzalarındaki konumu nedeniyle yaÅŸanacak bir kirlenmenin tüm Mersin’i etkileyeceÄŸini belirtti. Türkiye’nin su stresi yaÅŸayan bir ülke olduÄŸunu vurgulayan AktaÅŸ, ÇED süreçlerinin yalnızca bugünü deÄŸil, 2050–2100 yıllarının iklim ve su projeksiyonlarını dikkate alması gerektiÄŸini ifade etti.  AktaÅŸ, kısa vadeli maden gelirleri uÄŸruna bölgenin tarım, ekoturizm, orman ve su gibi "doÄŸal sermayesinin" yok edilmesinin uzun vadede topluma daha büyük maliyetler çıkaracağını söyledi. Ayrıca panelde Mavi Vatan ve YeÅŸil Vatan vurgusu da yapan AktaÅŸ; denizlerdeki mikroplastik kirliliÄŸi ile karadaki orman tahribatının bir bütün olarak ele alınması ve gelecek kuÅŸakların yaÅŸam hakkının korunması gerektiÄŸini vurguladı.

SU HAVZALARI VE YAŞAM ALANLARI RİSK ALTINDA

Serdar Erkan da DoÄŸu Akdeniz’de artan kuraklık ve iklim krizine dikkat çekerek, maden sahasındaki orman kesimlerinin su havzalarının ekolojik dengesini bozacağını ifade etti. Madencilik faaliyetleriyle birlikte su kaynaklarının hem miktar hem de kalite açısından ciddi tehdit altına gireceÄŸini belirten Erkan; artan ağır araç trafiÄŸinin kaza riskini yükselteceÄŸini, toz ve egzoz emisyonlarının ise halk saÄŸlığını olumsuz etkileyeceÄŸini dile getirdi. Panel, Arslanköy’ün doÄŸasını, suyunu ve geleceÄŸini korumak adına bölge halkı, meslek odaları ve çevre örgütleriyle birlikte mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceÄŸi mesajıyla sona erdi.