HACI EMİRLİ / AYDINLI OCAĞINDAN
Tahtacı Yurdu televizyon programının çekimleri için bu kez de iki Tahtacı ocağından biri olan Hacı Emirli/Aydınlı Ocağı’nın bulunduğu İslahiye’nin Kabaklar köyündeydik.
Daha önce Can TV’de diğer Tahtacı ocağı olan Dur Hasan Dede/Yanyatır Ocağı’nı tanıtmıştık. Bu kez yolumuza Serçem TV ile devam ediyoruz. Can TV’nin kapanmasının ardından onun devamı olarak yayın hayatına başlayan Serçem TV için Tahtacı Yurdu programının çekimlerini yapımcı Diren Keser ile birlikte sürdürüyoruz.
18 Ekim Pazar günü İslahiye’nin Kabaklar köyüne ulaştık. Yol boyunca deprem konutlarını gördük. Binalar yavaş yavaş yapılmıştı. Daha önce mayıs ayında gelmiştik. O zaman tarlalar allı yeşilliydi. Laleler, papatyalar ve ekinler arasında bir renk cümbüşü vardı. Burada Tahtacı Şenliği yapılmıştı. Bu kez vardığımızda, şenlik alanına bir cemevi yapıldığını gördük. Cemevi, Alevi Kültür Dernekleri Kabaklar/İslahiye Şubesi tarafından yapılmıştı. Yan tarafına da yazıları kısmen silik bir Kültür Bakanlığı cemevi levhası asılmıştı.
Cemevinin bahçesinde bizi emekli eğitimci Mustafa Dönmez, Muhtar Hüseyin Gökmen ve İbrahim Sani Gürocak karşıladı. Hemen söyleşiye başladık.
Daha sonra Çerçili köyündeki İbrahim Sani Dede Türbesi’ne gittik. Orada bizi ocak dedesi Muharrem Gürocak Dede ile Dede Garkın Ocağı dedesi Mehmet Dede karşıladı. İkisi de türbeye gelenlere hizmet ediyor. Kurban kesim alanları ve ziyaret sonrasında lokma yenilecek yerler yapılmış. Depremde oluşan hasarlar onarılmış. Doğal suyun kaynağı ise daha aşağıya kaymış. Pınardan artık şebeke suyu akıyor. Yerel yönetimler de bakım konusunda duyarlı çalışmalarını sürdürüyor.
Söyleşilerimizde Kabaklar ve Çerçili köylerinin kuruluşu, İbrahim Sani Dede’nin bölgeye gelişi ve talipleriyle kurduğu bağlar dile geldi.
İbrahim Sani/Hacı Emirli Ocağı, iki Tahtacı ocağından biri. Bu ocağa bağlı topluluklar, Gavur Dağları’nın, yani Amanos Dağları’nın doğusunda; Halep, Antep ve Maraş bölgesinde kümelenmişler. Önceleri koyunlarını, keçilerini gütmüş, değirmenleri çalıştırmışlar. Sonra Osmanlı ile çatışmalar yaşanınca Kıbrıs’a ve Girit’e sürgünler başlamış. Gavur Dağları ve Toros Dağları üzerinden Ege’ye, Aydın yöresine ulaşmışlar. Aydın’ın Yakapınar köyünde ocağın meşalesi tütmeye başlamış. Bir de bakmışız ki ocağın adı Aydınlı Ocağı olarak anılmaya başlanmış.
İbrahim Sani Dede Ocağı’nda yetişen dedeler, kendilerine bağlı talip köylerine ulaşmışlar. Meydan açıp inançlarının gereklerini yerine getirmişler. O günlerde dağlarda, çadırlarda, inlerde ve mağaralarda cem tutmuşlar. Referans aldıkları Şeyh Safi/Erdebil Ocağı’nın öğretileriyle Alevilik yolunu devam ettirmişler.
yüzyılda Süveyş Kanalı’nın yapımıyla birlikte keresteler Silifke, Mersin ve Adana’daki iskelelerden gönderilmeye başlanmış. Kesim işleri çoğalınca bu kez Çanakkale, Balıkesir, İzmir, Muğla, Antalya, Burdur ve Isparta’dan İçel’e ve Adana’ya göçler başlamış.

Silifke’de, Taşucu ile Ermenek arasındaki bölgede Hacı Paşa Mehmet onların patronu olmuş. Burada kestikleri tomruklar Taşucu İskelesi’nden gönderilmiş. Mersin’de, Kızılkaya/Cocak Deresi’nde kesilen tomrukları Azaklar, Mersin İskelesi’nden; Adana’nın Aladağ bölgesinde kesilen tomrukları ise Ermenek Mebusu Ali Bey, Karataş İskelesi’nden Süveyş Kanalı inşaatına ulaştırmış.
Daha sonra Adana bölgesinde demir yolu inşaatında ve kereste temininde çalışmışlar. Belemedik ile Nergizlik arasında 50 bine yakın Tahtacı çalışmış. Yeni yurtları Adana olmuş, İçel olmuş. 1950’li yıllara kadar işleri bitenler, tekrar geldikleri yerlere dönüp yerleşik düzene geçmişler. Bu kez de döndükleri yerlerde Adanalı, İçelli olarak tanınmaya başlamışlar.
Her iki Tahtacı ocağına bağlı topluluklar da çobanlık yaparken, inançlarını özgürce yaşamak için dağlarda yeni bir meslek edinmişler. Orman işçiliği ve tahtacılık böylece ortaya çıkmış. Gittikleri her yerde inançları içinde yer alan ikrar verme ve musahip olma olguları, onları dayanışma ve imece yoluyla birbirlerine bağlamış. Hem üretmeye devam etmişler hem de dağın başında, tahta köşklerinde cemlerini tutmuşlar.
Can TV’de başladığımız, şimdi onun devamı olan Serçem TV’de sürdürdüğümüz Tahtacı Yurdu programında, işte onların yurtlarını adım adım geziyoruz. Oralarda yaşayanların kendi geçmişlerini anlattıkları söyleşileri izleyicilerimize sunuyoruz.
Gördük ki meydan açılan yerlerde inanç bağları hâlâ devam ediyor. Dede ve talip buluşuyor. İkrar veriyor, musahip oluyorlar. Kimi yerlerde ise “70 yıl önce Ali Rıza Dede ya da Hızır Necati Haskan Dede geldi, meydan açtı” diyorlar. O köylerde de mengi ve dolu kalmış.
Yıllar geçtikçe her iki Tahtacı ocağında da dedelik yapanların sayısı azalmış. Dede ile talip buluşamıyor. O zaman bir şeyler yapmalı. Tahtacı Akademisi kurulmalı.
Kabaklar Cemevi’nde ocağın inanç ateşini yakmaya devam eden Muharrem Gürocak Dede’nin bulunduğu Hacı Emirli Ocağı’na dede adayları gelmeli, eğitimden geçmeli. Dedelik yapma yetisini kazananlar, bulundukları yerlere gidip rızalık almalı. Böylece dede ve talip buluşması devam etmeli.
Diğer Tahtacı ocağı Dur Hasan Dede’de süreği taşıyan dede yok. Ancak İzmir Narlıdere’de, Yanyatır Ocağı dedelerinin el vereceği bir akademi kurulabilir.
Dede ile talip bir araya gelirse, meydan açılırsa Alevilik, Tahtacı inancı yaşamaya devam eder. Yoksa Nakşisi, Süleymancısı gelir; bu toplulukları kendilerine benzetme mücadelesi devam eder.
Tahtacı ve Alevi örgütleri, gelin bu işe başlayalım. Akademi açılsın. Araştırmacılar, akademisyenler ders versin; ocak dedelerimiz el versin. Dedelerimiz çoğalsın. Her biri gittiği yerde Şeyh Safi/Erdebil öğretisi içinde Hacı Emirli ve Yanyatır ocaklarının aydınlığını yaşatsın.