⏱ 1 Haziran 2026 Pazartesi
SON DAKİKA
REKLAM ALANI

MERSİN RİSK ALTINDA: MÜSİLAJ TEHKİLESİ

Geçen aylarda Marmara Denizinde devasa boyutlara ulaşarak büyük bir çevre sorununa neden olan müsilaj, Mersin’de de özellikle kapalı küçük koy ve körfezlerde risk oluşturmaya başladı. Mersin sahillerinin müsilaj tehlikesi altında olduğu uyarısı yapan Prof. Dr. Deniz Ayas, önlem alınmadığı ve eylem planları devreye sokulmadığı takdirde kentin büyük bir çevre sorunuyla karşı karşıya kalabileceğini ifade etti.

GÜNDEM 27 Eylül 2021 Pazartesi 12:40
MERSİN RİSK ALTINDA: MÜSİLAJ TEHKİLESİ

Deniz bilimciler, müsilaj tehlikesine dikkat çekmeye devam ediyor. Marmara Denizini adeta istila etmesiyle Türkiye gündemine oturan müsilajın devam eden bir sorun olduÄŸu uyarısında bulunan bilim insanları, tehlikenin sadece Marmara’yı deÄŸil, sahili olan tüm kentlerini kapsadığını belirterek, bir an önce önlem alınması ve eylem planlarının hayata geçirilmesi gerektiÄŸinin altını çiziyor.

MERSİN RİSK ALTINDA

321 kilometrelik sahil ÅŸeridine sahip Mersin de müsilaj açısından riskli illerin başında geliyor. Özellikle deniz dibinde yapılan çalışmalar, Mersin’in batısında müsilaj olduÄŸunu ortaya koydu. Åžimdilik akıntının fazla olmadığı küçük koy ve körfezlerde görülen müsilajın, önlem alınmazsa tıpkı Marmara’daki gibi devasa boyutlara ulaÅŸabileceÄŸi ve kentin büyük bir çevre sorunuyla karşı karşıya kalabileceÄŸi uyarıları yapılıyor.

“MERSİN’DE KAPALI KOY VE KÖRFEZLERDE MÜSİLAJI GÖRÜYORUZ”

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Su Ürünleri Fakültesi İşleme Teknolojisi Anabilim Dalı ÖÄŸretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Ayas, Mersin’deki müsilaj tehlikesini İHA muhabirine anlattı. Müsilajın devam eden bir sorun olduÄŸunu belirten Prof. Dr. Ayas, “Müsilaj, doÄŸal deniz ekosistemi içerisinde özellikle planktonik canlı gruplarının belli ÅŸartlar bir araya geldiÄŸinde sayılarını astronomik düzeyde arttırarak oluÅŸturdukları doÄŸal bir olgu. Bu, Mersin’de de oldu. EÄŸer ortamda azot, fosfor gibi atıksu deÅŸarjından kaynaklı kirleticiler varsa bunlar uygun ÅŸartlar saÄŸlıyor. Özellikle sonbahar ya da ilkbahar baÅŸlarında planktonik canlı gurupları sayılarını artırarak doÄŸal bir bileÅŸik olan müsilajı oluÅŸturuyorlar. Mersin sahillerinde kapalı koy ve körfezlerde, akıntı hızının düÅŸük olduÄŸu yerlerde biz müsilajı görüyoruz” dedi.

“MERSİN’DE CİDDİ PROBLEMLERE YOL AÇABİLİR”

Müsilajla ilgili araÅŸtırmalarının da devam ettiÄŸini, ÅŸimdi tekrar ‘müsilaj oluÅŸuyor mu’ diye tüm sahili taramaya baÅŸladıklarını kaydeden Ayas, özellikle küçük koy ve körfezlerde müsilajla ilgili bir araÅŸtırma projesi baÅŸlattıklarını, yoÄŸun bir dalış programıyla müsilajı burada tekrar belgelemek istediklerini vurguladı.

Mersin’de, müsilajın Marmara’daki gibi büyük kütleler halinde oluÅŸmasa bile özellikle uygun yerlerde ciddi problemlere yol açabileceÄŸini dile getiren Ayas, ÅŸu anda Mersin’in Silifke ilçesi açıklarındaki Dana Adası ve BoÄŸsak tarafındaki daha kapalı alanlarda müsilaja rastladıklarını ifade etti. Ayas, “Kazanlı’dan Anamur’a kadar bir tarama gerçekleÅŸtirmek istiyoruz. Müsilajın geçen sene de oluÅŸtuÄŸu dönem ekim-kasım aylarıydı. Bu faaliyet sonucunda Mersin’de müsilajın oluÅŸtuÄŸu bölgeleri çok daha net söyleyebiliriz. Ama ÅŸu anda akıntı hızının daha düÅŸük olduÄŸu ve kirletici yükünün de biraz fazla olduÄŸu bölgelerde tabi ki oluyor. Göksu Nehri çok önemli burada; kıta içi kirliliÄŸi yoÄŸun bir ÅŸekilde denize deÅŸarj ediyor. Göksu Nehrinin etkilediÄŸi alanlar Dana Adası, Tisan, YeÅŸilovacık’a kadar ulaşıyor. Öte yandan, Silifke bölgesinde çok yoÄŸun tarımsal aktivite yapılıyor, dolayısıyla gübre sularında da bu kirlilik mevcut. Tabi ki yazlık sitelerin de etkisi var. Biz bu sitelere su saÄŸlıyoruz, belediyelerin görevi bu ama bu çıkan atık suyu ne yapacağımızı düÅŸünmüyoruz. Sorun burada. Küçük, basit filtrasyonlarla bu atık suyu denize deÅŸarj ediyoruz. Çok yoÄŸun bir ÅŸekilde azot, fosfor gibi kimyasal molekülleri denize salıyoruz” diye konuÅŸtu.



“TÜM SAHİL KENTLERİMİZ RİSK ALTINDA. EYLEM PLANLARI TÜM KENTLERDE YAPILMALI”

“Hem Mersin hem tüm sahil kentlerimiz, deÅŸarja baÄŸlı bu kirleticiler ya da taban veya yüzey sularına baÄŸlı taşınan kirleticiler yönünden risk altında” diyen Prof. Dr. Ayas, Marmara ölçeÄŸinde önerilen eylem planları gibi ileri biyolojik filtreler ve ileri arıtma sistemlerinin tüm kentlerde bir lüks deÄŸil, zorunluluk olması gerektiÄŸinin altını çizdi. Önlem için ilgili tüm kurumlara çaÄŸrı yapan Ayas, “Belediyeler ve bakanlığa baÄŸlı yerel kurumların ve merkezi otoritenin bir bütün halinde tüm kentleri kapsayacak bir eylem planına ihtiyaç var, çünkü tarımsal üretim sahil kentlerimizde fazla; Antalya’da da öyle Mersin’de öyle. Bir sürü sebze meyve buralarda üretiliyor, çok yoÄŸun tarımsal sular yüzey sularıyla denizlere taşınıyor. YerleÅŸimler çok fazla, yaz ayalarında sahil kentlerinde nüfus çok çok artıyor. Bu da çok büyük bir kirlilik yükü oluÅŸturuyor. Denizin bunu taşıma kapasitesinin üzerine çıkabilecek bir durum var. Bununla ilgili eylem planları sadece Marmara ölçeÄŸinde deÄŸil, tüm kentlerde yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.



“TÜM ETKİLERİ MİNİMUMA İNDİRMEK ZORUNDAYIZ”

Bu önlemler alınmazsa en baÅŸta besin zincirinin etkileneceÄŸi uyarısında bulunan Ayas, denizi kirletmenin besin zincirini de kirletmek anlamına geldiÄŸini söyledi. Ayas, “Denizdeki ekosistem içerisinde dengeleri tahrip ediyoruz. Bu açıdan koruma önceliklidir. Denizleri doÄŸal ekosistem olarak kabul etmek zorundayız. Oralar vahÅŸi sistemlerdir, oraya minimum etki prensibiyle koruma öncelikli olarak insanın neden olduÄŸu tüm etkileri minimuma indirmek zorundayız. Bu bir zorunluluk” dedi.

Müsilajın, doÄŸal sistemlerin verdiÄŸi bir refleks olduÄŸuna iÅŸaret eden Ayas, ÅŸöyle devam etti: “Biz kirliliÄŸi denize deÅŸarj ediyoruz, sistem de aslında bunu bertaraf etmeye çalışıyor. Aslında sistemin kendini koruma mekanizması. Sistem bize bir uyarı veriyor, ‘Burada fazla kirlilik var; ben bunu müsilaj oluÅŸturarak yok etmeye çalışıyorum’ diyor. Onu besin zincirine sokuyor, doÄŸal bir bileÅŸik olduÄŸu için bazı balık grupları bunları yiyor. Yani deniz kendi çözmeye çalışıyor. Ama Marmara’da çözemedi, çünkü devasa boyutlara ulaÅŸtı. Ayrıca orada balık popülasyonları aşırı sömürülmüÅŸ ve bu tüketilebilir boyutların çok ötesine geçmiÅŸ. Mersin’de de bu oluÅŸuyor, biz kirletiyoruz, deniz kendini korumaya çalışıyor ve bu müsilaj minimal boyutlarda oluÅŸtuÄŸu için besin zincirine direk besin olarak giriyor. Balık ve bazı yengeç grupları bunu tüketerek o kirliliÄŸi ortadan kaldırıyor. Ama önlem alınmazsa Mersin’de de bunun devasa boyutlara ulaÅŸmaması için hiçbir neden yok. Özellikle kapalı koy ve körfezlerde, akıntı hızının düÅŸük olduÄŸu yerlerde ciddi riskler görüyoruz. Mutlaka kontrol altında tutulmalı.”