⏱ 2 Haziran 2026 Salı
SON DAKİKA
REKLAM ALANI

ASGARİ ÜCRET 3800 TL OLMALI!

Milyonlarca asgari ücretlinin dört gözle beklediği asgari ücret görüşmeleri sürerken DİSK’in talep ettiği 3800 TL’lik asgari ücret talebinin Mersin’de mücadelesini yürüten Genel-İş Sendikası Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy taleplerinde kararlı olduklarını açıkladı.

GÜNDEM 13 Aralık 2020 Pazar 16:39
ASGARİ ÜCRET  3800 TL OLMALI!

Türkiye’de 2021'de uygulanacak asgari ücreti belirleme çalışmaları sürerken Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), asgari ücretin 3800 TL olması ve vergiden muaf tutulması talebinde ısrarcı.

MERCAN TV’de yayınlanan gazeteci Hediye EroÄŸlu’nun hazırlayıp sunduÄŸu Arka Plan Programı’na konuk olan Genel-İş Sendikası Mersin Åžube BaÅŸkanı Kemal Göksoy, sürece dair eylem planlarını anlattı.

 

“FEDEKARLIÄžI HEP İŞÇİDEN BEKLİYORLAR”

SORU: Asgari ücrete dair DİSK’in belirlediÄŸi rakam 3 bin 800 olarak açıkladı. Bu rakam nasıl elde edildi?

K. GÖKSOY: Asgari ücreti belirlerken, komisyon daha önceki dönemlerde de ÅŸimdi de, yarın da ne olacağı belli deÄŸil, ama hep fedakarlığı iÅŸçiden emekçiden bekliyorlar. Oysa asgari ücretin kendisi baÅŸlı başına bir fedakârlık. Bundan daha büyük fedakârlık beklemek baÅŸlın başına haksızlık. GeçmiÅŸten ÅŸimdiye kadar asgari ücretler daha iÅŸçinin cebine girmeden yapılan zamlarla onu kat, kat geri alıyorlar zaten. Åžimdiye kadar belirlenen asgari ücretlerde yaÅŸadığımız sıkıntıları yeniden yeniden yaÅŸamak istemiyoruz.

 

“ASGARİ ÜCRET ZAMLARLA ERİMEMELİ”

Asgari ücret belirlenirken asgari ücret tespit komisyonu üzerinde yük olduÄŸunu söyledik. O yükle kalmadık aslında bir vebal var dedik. 10 milyon insandan milyonlarca aileden bahsediyoruz. Bunun için asgari ücretin belirlemesinde ki tespiti DİSK devrimci sendikalar konfederasyonu yaparken, piyasaya baktı. TÜİK’in araÅŸtırmasına bakıp, bu ortalama bir rakam çıkartıyor ve çıkarttığı bu rakam da 3 bin 800 liradır. DİSK’in yapmış olduÄŸu araÅŸtırma bir veriye dayanarak yapılmıştır. ÇeÅŸitli siyasi partiler, çeÅŸitli birimler, sendikalar asgari ücretle ilgili görüÅŸlerini belirtti, ama takip ederseniz DİSK verilere dayanarak belirleme yaptı ve bunu en az 3 bin 8000 lira olması gerektiÄŸini söyledi.

Bu Türkiye’ de ortalama ücret haline dönüÅŸüyor, bunun da önüne geçilmesi gerekir. Asgari ücretin insanca yaÅŸanır bir ücret haline getirmeleri gerekir. Asgari ücretinin rakamının pek bir kıymeti yok.  Diyelim 5 bin lira oldu, yapılan zamların altında erirse, ezilecekse o zaman bir kıymeti yok. Biz diyoruz ki asgari ücreti tamam rakamı belirlensin ama sonuçta asgari ücretin insanca yaÅŸanır bir rakama tekabül etmesi lazım. Yani insanların geçim ücreti olması lazım. İnsanların geçimini saÄŸlamaları lazım. Zaten asgari ücret dediÄŸin en az ücrettir. Ve bu ücret belirlenirken Dünya kamuoyuna ÅŸöyle bir mesaj veriyoruz, diyoruz ki; bizim ülkemizde en az ücret budur. Bu en az ücretle dört nüfuslu bir aile burada asgari ihtiyaçlarını burada karşılayabilir. Fakat orada çeliÅŸki doÄŸuyor. Açlık sınır bile ÅŸuan ki asgari ücretten daha fazla açlık sınırı ÅŸuan 2 bin 600 civarında, yoksulluk sınırı ise 8 bin 300 civarında. Bunların böyle çeliÅŸkili olduÄŸu yerde asgari ücretti belirlerken bunları göz ardı ederek belirlemeden kaçmamız gerekir. Åžimdi kaçınmıyorlar, kaçınmadıkları gibi sanki asgari ücreti geçen sefer 2 bin 324 lira diye belirlediklerinde sanki bir lütufmuÅŸ gibi herkese sunuyorlar. Enflasyon yüzde 15 olsa bile, asgari ücret açlık sınırını karşılayabilecek 2 bin 600 liraya denk gelecek asgari ücrete eÄŸer yüzde 15 zam yapılırsa. Önce kendimize bakalım, biz alışveriÅŸ yapıyoruz, bulgur alıyoruz, domates alıyoruz, elektrik faturası ödüyoruz, su faturası ödüyoruz yani bunların hepsi günlük zaruri ihtiyaçlarımıza ne kadar zam geldiÄŸini, ne kadar zam ödediÄŸimizi biliyoruz.  Yüzde 40'tan aÅŸağı hiçbir ÅŸey zam geldiÄŸi yok. Bunun yüzde kırk olduÄŸu bir yerde asgari ücrete yüzde on beÅŸ zam yapsanız da bir önemi yok. Biz diyoruz ki asgari ücretin miktarının rakamının bir önemi yok. Asgari ücreti belirlediÄŸiniz zaman o belirlediÄŸiniz ücretle dört nüfuslu bir aile asgari, zaruri ihtiyaçlarını karşılayabilesin. Asgari ücret yani insanca yaÅŸanır bir ücret olabilsin. Burada asgari ücret altında çalışan, Türkiye’de resmi rakamlara göre 3,5 milyon civarında iÅŸçi var aynı zamanda. Bu oran resmi rakam, bunu kayarken kayıtlı iÅŸçiden bahsediyor. Bizim ülkemizde kayıt dışı iÅŸçi; pazar yerlerinden tutun, merdiven altına, inÅŸaat iÅŸçilerine, tarım iÅŸçilerine kadar bunların hepsi kayıt dışı iÅŸçiler, gündelikçi, güne birlik iÅŸçiler. Kurallı, güvenceli, süreklilik arz etmeyen iÅŸçiler. Åžimdi en düÅŸük ücretin altında bir ücret belirlemek çeliÅŸkidir.

 

ESNEK ÇALIÅžMA ÜCRETİ KABUL EDİLEMEZ

Daha önce demiÅŸtik bin 168 lira belirliyorlar esnek çalışmada. Bin 168 lirayla insanlar nasıl geçinir? Bir taraftan en az ücret bu derken öbür taraftan bin 168 lirayla bin 100 lira bin 500 lira kira veren adam, diÄŸer ihtiyaçlarını nasıl karşılayacak? Bunların hepsi ayrı ayrı sorun, ayrı ayrı sıkıntı. Siz eÄŸer iÅŸçilerin, emekçilerin, üreteninin sorunlarına köklü çözümler getirmeyi önünüze koymasanız, planlamazsanız. Sermayeden yana, sermayenin geliÅŸimine yana politikalar hayata geçirirseniz, ülke zorlanır, ülkeyi gözden çıkarmış olurlar.

Åžuanda zaten Türkiye Uluslararası arenada ucuz ekmek cenneti olarak görünen bir ülke haline dönüÅŸtü. Bunun görülmesinin sebebi; ülkemizde üretimin düÅŸmesi, üretime dayalı, tarıma dayalı sanayiye dayalı politikaların olmaması. Yani üretimle ilgili geliÅŸimler yok. GeliÅŸim olmayınca ne olur? Sürekli tüketim artarsa o zaman üretenlere ucuz emekle tüketicilere üretirsiniz. Asgari ücreti de onların belirlediÄŸi onların keyfine göre belirlersiniz. Oysa asgari ücretin real anlamda gerçekten insanların istemine, talebine, yaÅŸamına cevap olup olmadığına bakmak lazım. Onun için bağıra bağıra  diyoruz yaÅŸanılabilir bir ücret olsun. Hem ucuz iÅŸ gücünü hayata geçirdiler hem de ortalama ücret olmasının sebebini bir ayağı da su; bu ülke de üretime dayalı politikaları geri çekilince, tüketime dayalı sermaye guruplarının emellerine hizmet ettiÄŸi için asgari ücretli iÅŸ bulma artık torpille oldu. İnsanlar önceden iÅŸe girerken; yol var mı? Yemek var mı? Sigorta var mı? Prim var mı? Gibi sorular sorarlardı. Åžuan da bir asgari ücretle iÅŸe girmek için kamu kurumları olsun, özel sektörde olsun insanlar torpille alınıyor. Torpili olmayan asgari ücretli iÅŸe bile giremiyor. Onun, için normalleÅŸtirdiler. Böylece asgari ücretin altında çalışanların sayısı artıyor. Kuralsız, güvencesiz, denetimsiz iÅŸliyoruz, bu esnek çalışma kuralları, özel istihdam büroları adı altında kiralık iÅŸçiliÄŸin yasallaÅŸması, meÅŸrulaÅŸması bunun önünü açtı. Kiralik iÅŸçiliÄŸin geliÅŸmiÅŸ ülkelerde, iÅŸçi ticareti anlamına geliyor ve yasaktır. Ama bizim ülkemizde yaygınlaÅŸtırıp meÅŸrulaÅŸtırdılar. Yetmedi yasallaÅŸtırdılar. Åžuan da özel istihdam büroları yasal bunun için onun önüne geçemiyorsun. Burada kuralsızlığı, güvencesizliÄŸi yasal hale dönüÅŸtürdüler. Ondan dolayı da asgari ücretin altında çalışanların insanların artmasının önüne bir engel çıkmıyor. Onun için artması doÄŸal.

 

PATRON ZARAR ETMİYOR

SORU: Asgari ücret milli gelire göre yüzde 40 fazla geriledi. Ülke büyüyor milli gelir artıyor ama bizim aldığımız pay azalıyor. Burada bir adaletsizlik var, burada bir toplumsal kaos yaratacak bir gerekçe var. Ülke büyür, geliÅŸiyor bunu ben saÄŸlıyorum üreterek çalışarak ama benim aldığım pay azalıyor. Bunu neden anlatamıyoruz? Neden görünmüyor?

K. GÖKSOY: İş gücü ve asgari ücretlerle ilgili bir durum. 2020 yılın için yüzde 33’ten yüzde 30’lara düÅŸmüÅŸ asgari ücretle çalışanların sayısı. Bu pandemi sürecinde iÅŸ verenlerin kazancı yüzde elliden 55’e çıkmış iÅŸçi azalmış kazanç artmış. Aradaki çeliÅŸki bu; Kimsenin zarar falan ettiÄŸi yok. Herkes emekçi üzerinde, emek üzerine hesap yaptığı için en kolay hesap olduÄŸu için, kural güvence olmadığı için, istedikleri zaman iÅŸçiyi iÅŸten atabildikleri için durum böyle. Durum böyle olunca da yani iÅŸçinin emekçinin hakkı her yerde, her zaman, her türlü gasp edilmeye açık. Bizde diyoruz ki bunun hem gasp edilmemesi gerekir, bir taraftan iÅŸçilerin emekçilerin sırtından beslenip geçinmemeli.  Bunun böyle olduÄŸu bir yerde insanların emeklerinin küçümsenmesi, emeklerinin bu kadar denetim altına alınması hatta sömürülmesi gerçekten içler acısı bir durum yani anlaşılır bir durum deÄŸil.

 

MUHALEFET VE STK’LAR’DA BU SESE OMUZ VERMELİ

Bunun için bizim ÅŸunu yapmamız lazım; iÅŸçilerin emekçilerin temsilcileriyiz, devrimci iÅŸçi sendikaları konfederasyonu baÄŸlı sendikaları olarak, genel iÅŸ sendikası olarak bunun mücadelesini her alan da her yerde veriyoruz ama bu sadece devrimci iÅŸçi sandıkları konfederasyonunun sorunu olmamalı. Bu sorun ülkenin kanayan yarası. Bu ülkenin muhalefet partisinden tutun, siyası partilerine, demokratik örgütlerden tutun sivil toplum kuruÅŸlarına kadar bunların hepsinin bununla ilgili bir omuz vermesi lazım.

Genel baÅŸkanımız da açıklama yaparken bunu söyledi zaten. Çalışanından çalışmayanına, genciden yaÅŸlısına, örencisinden iÅŸçisine kadar herkesin buna omuz atması gerekir. İşçileri ilgilendiren, ailelerini ilgilendiren bir meseleyle ilgili karar verici yasa iÅŸçi olmalıdır. Tespit komisyonun da 15 kiÅŸi var beÅŸi iktidar, beÅŸi iÅŸveren beÅŸi onlara yakın sendikaların temsilcileri. Burada bir adaletsizlik var. EÄŸer iÅŸçilerle ilgili bir karar verilecekse, bir karar alınacaksa bunu bütün ortak sendikaların görüÅŸ haline getirilmesi lazım. Burada eleÅŸtirimiz sadece iktidara deÄŸil aynı zaman da muhalefeti de konuda eleÅŸtiriyoruz. Diyoruz ki bu sadece bizim sorunumuz deÄŸil. Burada bir ÅŸeyi belirlerken muhalefette bunu belirlemeli, sendikaya sormalı, iÅŸçiye sormalı.  İşçinin temsilcisi bir belirleme yaptı bu belirlemeyi de üç kategoriye ayırdı; milli gelir, yoksulluk ve gelir artışı bunların piyasa araÅŸtırmasına bakarak, bir belirleme yaptı ve ortalama belirlemede dedi ki bunların ortalaması 3 bin 800 olmalı hatta vergi alınmama kaydıyla. Siz bir iÅŸi belirlerken belediyelerin İller Bankası’ndan aktarılan kaynağına göre belirleyip rakam belirlerseniz, bu rakam tabi ki iÅŸçi sendikalarının belirlemiÅŸ olduÄŸu rakama gelmez. 

 

EKONOMİK KRİZ BÜYÜYOR

Türkiye’de ekonomik kriz büyüyor büyüdükçe her alan, yukarıdan aÅŸağıya doÄŸru herkesi etkiliyor. Yani belediyeleri de etkiliyor. Aslında buradaki en büyük sıkıntılarımızdan biri ÅŸu; biz kriz dönemleri konuÅŸtuk. Dedik ki; bu krizi biz yaratmadık bu krizi yaratan sermaye gurubudur, Ülkeyi yönetenlerdir.  Biz belediye de çalışan iÅŸçileriz, saraydan çalışan iÅŸçiler veya madende çalışan iÅŸçileriz. Bir görevi var bir sorumluluÄŸu var. İş verip yapıyorlar. EÄŸer bir ülke ekonomiden dolayı krize girmiÅŸse, bunun sorumlusu çalışan, iÅŸçi, emekçi, kadın, çiftçi, kamu emekçisi deÄŸil. Belediyelerde de durum aynı, hangi belediyeye gidersen borcu var bununda sorumlusu biz deÄŸiliz. Parayı doÄŸru kullanmasanız, yönetmeseniz hatta yandaÅŸlık yaparsanız, kayırmacılık yaparsanız sonucu da bu olur. Bunun sorumlusu sokağı süpüren iÅŸçi deÄŸil, halk otobüs süren iÅŸçi deÄŸil, yönetenlerdir. Hangi Belediyeye gidersen git bir sıkıntı yaÅŸandığı zaman il söylenen Åžey Ekonomik kriz, maaşı ödeyecek durumda deÄŸiliz. Bu bizim sorunum mu? Zam istediÄŸin zaman bile onu öne sürüyorlar.

 

“VERGİDE ADALET YOK”

SORU: Asgari ücretle çalışanların vergi dilim tarifesi düÅŸük tutularak artırılmış. BaÅŸtan beri vergi olayını çözemedik biz. Asgari diyoruz en asgari yani en az diyoruz ama ondan da vergi istiyoruz devlet olarak bu bir çeliÅŸki deÄŸil mi sizce?

K. GÖKSOY: Burada çok hassas bir nokta var. Åžimdi vergide adalet yok. Basit bir örnek verelim; herkesin bir telefonu var bu telefon vergisini siz de aynı ödüyorsunuz Sabancı da aynı ödüyor, hedef holding de aynı ödüyor Ezacıbaşı da aynı ödüyor hatta aynı ödemiyor onlar paket program alıp indirimli ödüyor. Åžimdi sokağı süpüren bir süpürgeci ile holdingin verdiÄŸi vergi aynı olursa bunda adalet olmaz tabi. Öbür taraftan baktığınızda Türkiye’de yapılan istatistiklerde, yapılan araÅŸtırmalar, açıklamalar ne diyor? Diyor ki; bu ülkenin yüzde 67 vergisini kamu emekçileri,  çiftçiler, iÅŸçiler, ezilen yoksul ödüyor. Adaletsizlik zaten buradan ortaya çıkıyor. Bir taraftan verginin en fazlasını emekçiden, çiftçiden, iÅŸçiden, ezilenden alacaksın, öbür tarafta da en fazla onları ezeceksin. Asıl çeliÅŸkiler bu, bu çeliÅŸkilerin ortadan kalkması lazım. Genel baÅŸkanım açıklamıştı, milli hâsıladan dönüt bile o orantıda olsa yine iÅŸçiler asgari ücrette bu sıkıntıyı çekmeyecek diyor. Onda bile adil dağılımı yok. Geliri bile ezilen kesime, alt tabakaya orantılı bir ÅŸekilde dağıtmıyorlar.

 

“GELİR ADALETSİZLİĞİ KAOS YARATABİLİR”

SORU: Gelir adaletsizliği bir toplumsal kaos yaratmaz mı?

K. GÖKSOY: Bizim zaten en büyük korkumuz o. GeçmiÅŸ yıllara baktığımızda, devrim tarihlerine, sosyal patlama tarihlerine batkımız zaman, bunu defalarca her yerde söylüyoruz genelde ülkelerin sömürüyü arttırıp, iÅŸsizliÄŸi artırıp, yoksulluÄŸu arttırıp; insanları açlığa, yoksulluÄŸa, sefalete, mahkûm edip üretimden geri düÅŸüren durumların ortaya çıkardığı patlamalar oluyor. Biz asla ülkemizde böyle bir patlamanın olmasını asla istemeyiz. Ama insanların istem ve taleplerine cevap olmadığını bir yerde, insanların karnını doymadığı bir yerde, artık siyasetin yandaÅŸlığın veya ideolojinin fraksyonun hükmü kalmıyor artık. Neden? Diyelim ki asgari ücret yetersiz AKP’liye de yetersiz MHP’liye de yetersiz. EÄŸer insanların talepleri karşılık bulmuyorsa, insanlar ailesini, çoluk çocuÄŸunu, bakmakta yükümlü olduÄŸu kiÅŸileri geçindirecek bir imkâna sahip deÄŸilse bu kaçınılmazdır. Yani insanların talebi bitmez. Bunun için artık siyasette bir tarafa gider yani biz piyasa da olduÄŸumuz için, alanlarda olduÄŸumuz için görüyoruz. Diyelim ki AKP’ye oy vermiÅŸ kiÅŸiler var, onu desteklemiÅŸ iÅŸçiler var onlar bile ÅŸuan da tepkili, onlar bile artık içten, içe sesini çıkartmaya, tepkisini göstermeye baÅŸladılar. Bu son dönemde alınan kısıtlamaları ile beraber, Mersin’de idea ediyorum en az 10 bin yakın kafeterya, restoran, çay bahçesi, kıraathane iÅŸçileri iÅŸsiz kaldı. çoÄŸu da asgari ücretle ve altında çalışıyordu. Bu insanlar ne olacak, bu insanların taleplerine kulak ardı edilebilir mi? BahsettiÄŸimiz bu. Geçen yıl pandeminin baÅŸladığı ilk günlerde, sokaÄŸa çıkmanın olduÄŸu bir günde, çöp atmaya gittiÄŸimde bir vatandaşımız kâğıt topluyordu, dedim sokaÄŸa çıkma yağı var nasıl geziyorsun? Dedi o kadar kameranın altında da geçip geziyorum kimse gelip almıyor da. Niye dedim? Orada hiç deÄŸilse bir kuru ekmeÄŸi verirler, hiç deÄŸilse karnımız doyar. Bunu görmeyen, duymayan yerelden gelen yönetici yapar ama gözlerini kapatıp, kulaklarını tıkamışlar. Bunları biz görüyorsak herkes görüyor. Bu toplumun sorunu artık toplumsal bir yaraya dönüÅŸtü. Artık bu ekonomik kriz, pandemi krizi artık toplumsal bir mesele haline dönüÅŸtü. Bu sorunlar bireysel çözülmez, halkınla, çalışanınla, emekçinle, iÅŸçinle, yoksulunla, zengininle ortak çözülmesi lazım.

KADINLARIN YÜKÜ ARTTI

SORU: Kadınların pandemi sürecinde hem yükleri arttı hem evde hem iÅŸ hayatında hem de asgari ücretten genel olarak emeklerinin karşılığı almakta her zaman ikinci plana atıyorlar ama burada da bir ücret eÅŸitsizliÄŸi yaşıyorlar. DİSK’ de buna dikkat çekti kadınlar asgari ücrette ayrımcılıkta yüzde yüze yakın bir oranla karşılaÅŸtılar. Özel sektörde çalışan kadınlar tabi çok daha derin bir eÅŸitsizlik yaşıyor. Bide böyle bir durum var.

K. GÖKSOY: Åžuanda kadınların yüzde 49’u asgari ücretin altında çalışıyor. Yani yarı yarıya… Aslında kadınların sorunu ülkenin en baÅŸlı, en temel sorunlarından biri… Kriz dönemlerinde pandemi dönemlerinde, bakıyorsunuz ÅŸiddet, katliamlar arttı. Evde kalan yoksullukla cebeleÅŸen, hıncını ilk olarak evdeki eÅŸinden kızından çıkartıyor. Bu da Ülkenin en kanayan yaralarından biridir. Öbür tarafta kadınların görünmeyen emekleri hiçe sayılıyor yani burada, İktidarın, yöneticilerin bunları görmemesi mümkün mü? İşlerine gelmiyor. Oysa bunların hepsi görünmeli. Bu Ülkede kadın erkek eÅŸitliÄŸi sadece nüfusta da böyle bir eÅŸitliÄŸin olduÄŸu bir yerde de Oysa bakıyorsun istihdam alanların da, yönetim alanlarında ülkeyi çeÅŸitli kademelerde ciddi bir eÅŸitsizlik orantısızlık var. Åžimdi bütün siyası partilerin aÄŸsında kadın kotası var. Oysa olması geren bu, temsilliyete de, yönetim de de her kadroda olması geren bu. Bizim bunların önünü açmak lazım, bunların önünü açtığımız gibi, bunları doÄŸru telaffuz etmek lazım, söylemle pratiÄŸin örtüÅŸmesi lazım. Kadının olmadığı yerde özgürlüÄŸün olacağına inanmıyoruz, kadının olmadığı yerde eÅŸitliÄŸin olacağını da inanmıyoruz. Kadın özgürleÅŸmeden toplumun özgürleÅŸmeyeceÄŸini de biliyoruz. Bu konu da samimi olmak lazım, Bu samimiyeti göstermedikleri sürece, kadının ezilmesi çocukların ezilmesi demek, kadının ezilmesi Ülkenin ezilmesi lazım, kadının sömürülmesi bizim sömürülmemiz demek. Yani sonuçta ortak bir yaÅŸam alanı var, orantılı bir nüfusu var ve yetenek olarak da, gerçekten kadınların olduÄŸu yerde daha baÅŸarılı sonuçların elde edildiÄŸini de görüyoruz. Buna raÄŸmen erk zihniyetinden vazgeçmiyorlar, esnemek lazım bunun içinde samimi olmak lazım. Söylem ve pratiÄŸin örtüÅŸmesi lazım. Kadınların yetkilendirilmesi her alan da görev alınması bir lütuf deÄŸil olması gerekir.


ASGARİ ÜCRET 3800 TL OLMALI

SORU: Asgari ücretlinin kaderini belirleyecek süreç devam ediyor, beklentiniz, öngörümüz nedir?

K. GÖKSOY: DİSK’in açıkladığı 3 bin 800 liranın altında kabul etmiyoruz. Biz ne açıkladıksa o, altındaki rakamı kabul etmiyoruz. Bununla ilgili de bir eylem planı çıktı ÇarÅŸamba günü bütün bölgelerde DİSK’e baÄŸlı bölge baÅŸkanlıklar da açıklama yapılacak, öbür hafta bütün iÅŸ yerlerinde bildiriler dağıtılıp, bildirilerimiz okuyacağız.

 

SORU: DİSK asgari ücreti kendisi için deÄŸil tüm emekçiler için istiyor üye olmanıza gerek yok bunun için, özellikle sosyal medyayı da çok aktif kullanıyor Ülkemiz, buradan da bir baskı yaratılabilir deÄŸil mi?

K. GÖKSOY: Kıdem tazminatıyla ilgili, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu meclisin önüne gittik, genel baÅŸkanımız barikatı aÅŸmaya çalıştı Arzu ÇerkezoÄŸlu’ yu yaka paça çektiler. Fakat  sonuçta yasa geri çekildi, bu yasa yapmış olduÄŸumuz eylemlerden deÄŸil, öncülüÄŸünü DİSK yaptı evet ama altındaki yorumlara bakıldığında AKP’lisin de MHP’lisine  CHP’lisine herkes destekledi. DİSK zaten onu biliyor diyor ki; bu asgari ücretin hayat bulması için illa da DİSK’li olmanıza gerek yok. Emekten yana tavır alan, emeÄŸini korumaya çalışan, insanca yaÅŸanır bir ücreti herkesin buna sarılması lazım birlikte omuz, omuza mücadele etmemize katkı saÄŸlaması lazım diyor. Bizde buna sesleniyoruz. Diyoruz ki; bu sadece devrimci iÅŸçi sendikaların sorunu deÄŸil, bu emekçinin iÅŸçinin, esnafın, ezilenin, öÄŸrencinin, gencin hepsinin ortak sorunudur. Toplumsal bir sorundur ve toplumsal sorunları birlikteliklerle aşılır diyoruz. Ve bu toplumsal birliktelik için herkesi dayanışmaya çağırıyoruz.