LANCET GERİ SAYIM RAPORUNA GÖRE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ İLE MÜCADELE İÇİN “YEŞİL EKONOMİ” ŞART
Seul Ulusal Üniversitesi Nükleer Termal-Hidrolik Mühendisliği Laboratuvarı’ndan Nükleer Enerji Yüksek Mühendisi Erol Biçer, havayı kirleten fosil yakıtlar yerine temiz enerji karması arasında yer alan nükleer enerji seçeneğinin yaygınlaştırılmasının önemini vurgulayarak, iklim değişikliğine karşı geliştirilecek tüm stratejilerde nükleer enerjinin yer alması gerektiğini söyledi.
Bir yanda hava kirliliÄŸi, diÄŸer yanda doÄŸal afetler ve artan sıcaklıklar. Fosil yakıtlardan kaynaklanan iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi etkileri ve hava kirliliÄŸi, 21. yüzyılın birlikte ele alınması gereken en büyük çevre sorunları olarak görülüyor.
HİÇBİR ÜLKENİN SAÄžLIK SİSTEMİ İKLİM KRİZİNE HAZIR DEĞİL
Uzmanlara göre, Paris AnlaÅŸmasının iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi hedefleri, hava kirliliÄŸini azaltma yoluyla 2050 yılına kadar yılda 1 milyondan fazla hayat kurtarmaya imkan saÄŸlıyor. Bu hedefler aynı zamanda yaklaşık 54,1 trilyon dolarlık saÄŸlık maliyetinin de ortadan kalkması demek. SaÄŸlık ve iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi arasındaki iliÅŸkiye dair 40’ı aÅŸkın göstergenin analiz edildiÄŸi Lancet Geri Sayım Raporu (Lancet Countdown) bu konuda bugüne kadar tespit edilen en korkutucu tabloyu ortaya koydu. Rapor, hiçbir ülkenin saÄŸlık sisteminin iklim krizine hazır olmadığına iÅŸaret ediyor. Dünyayı hazırlıksız yakalayan aşırı sıcaklıklar, milyonlarca insanın geçim kaynaklarını tehdit etmesinin yanı sıra dünya çapında ölüm oranlarının hızla artmasına da neden oluyor. Rapordaki rakamlar, 2000-2018 arasında geçen 18 yılda aşırı sıcaklara baÄŸlı olarak yaÅŸamını yitiren yaÅŸlı nüfusun yüzde 54 oranında arttığını ortaya çıkardı.
HER YIL 7 MİLYON KİŞİ ÖLÜYOR
Fosil yakıtların kullanımına iliÅŸkin hava kirliliÄŸinin yol açtığı hastalıklar sebebiyle her yıl 7 milyon kiÅŸi hayatını kaybediyor. Rapora göre, tüm bunların önüne geçilebilmesi için önümüzdeki 5 yıl içinde iklim deÄŸiÅŸikliÄŸine neden olan etkileri azaltacak bir “yeÅŸil ekonomi” planının uygulanması ÅŸart. Bu kapsamda, Covid-19 salgını sonrası toparlanma ve iklim deÄŸiÅŸikliÄŸiyle mücadelenin eÅŸ zamanlı planlanması önem taşırken, iki krize de ortak yanıt verilmesi, halk saÄŸlığının iyileÅŸtirilmesi, sürdürülebilir bir ekonomi oluÅŸturulması ve çevrenin korunmasına imkan saÄŸlıyor.
BirleÅŸmiÅŸ Milletler ise bu çalışmaları önümüzdeki 10 yıla yayarak, hükümetlerin bu 10 yıl içinde fosil yakıt üretimini yılda yüzde 6 oranında azaltması gerektiÄŸini belirtiyor.
2018’DE TÜM ÖLÜMLERİN YÜZDE 12,13’Ü ÖNLENEBİLİRDİ
Türkiye de hem sıcaklık artışının getirdiÄŸi kuraklık hem de hava kirliliÄŸi ile mücadele ediyor. Temiz Hava Hakkı Platformunun yayınladığı ‘Kara Rapor 2020: Hava KirliliÄŸi ve SaÄŸlık Etkileri’ adlı çarpıcı raporda, “Türkiye’de hava kirliliÄŸi Dünya SaÄŸlık Örgütü kılavuz deÄŸerine indirilseydi; 2019 yılında yaÅŸanan tüm ölümlerin yüzde 7,9’u (31 bin 476 ölüm) ve 2018 yılındaki tüm ölümlerin yüzde 12,13’ü (45 bin 398 ölüm) önlenebilirdi” tespiti ortaya konuluyor. Rapora göre, 2017 yılından beri her yıl hava kirliliÄŸi trafik kazalarının 6 katından fazla ölüme sebep oluyor. İstanbul, 2017 yılından beri hava kirliliÄŸine baÄŸlı ölüm sayısının en yüksek olduÄŸu il. 2019 yılında hava kalitesi kötü olan ilk 10 il sıralamasına önceki yıllarda da olan Düzce, Manisa, Bursa, KahramanmaraÅŸ’ın yanı sıra; Sinop, Erzurum, Amasya gibi yeni iller eklenmiÅŸ gözüküyor. Sürekli hava kirliliÄŸine maruz kalmanın Covid-19 virüsü gibi pek çok enfeksiyona karşı kiÅŸileri savunmasız bıraktığı da bu raporda dikkat çekilen unsurlardan biri.
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELENİN YOLU, NÜKLEER ENERJİYE YÖNELMEK
Uluslararası Enerji Ajansına (IEA) göre, ÅŸu anda dünyadaki elektriÄŸin yaklaşık yüzde 70'i fosil yakıtlardan karşılanıyor. 2050'ye kadar Paris AnlaÅŸmasının “küresel sıcaklık artışını 2 derecenin çok altına düÅŸürme” hedefini karşılamak için ise tüm elektriÄŸin yaklaşık yüzde 80'inin düÅŸük karbonlu olması gerekiyor. Bu da rüzgar, güneÅŸ, nükleer gibi düÅŸük karbonlu enerji kaynaklarına yatırımın artması anlamına geliyor. Dünyanın her yerinden bilim adamları, iklim deÄŸiÅŸikliÄŸiyle mücadelenin yolunun nükleer enerjiye yönelmek olduÄŸu görüÅŸünde birleÅŸiyor.
Bugün dünyanın elektrik ihtiyacının yüzde 10'undan fazlasını, tüm düÅŸük karbonlu elektriÄŸin de yaklaşık üçte birini nükleer karşılıyor. 32 ülkede faaliyet gösteren 443 nükleer güç reaktörü yaklaşık 393,3 gigawatt kurulu güç saÄŸlıyor. Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu Rosatom tarafından inÅŸa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali ile ilk nükleer santraline sahip olacak olan Türkiye’nin de aralarında yer aldığı 19 ülkede de 55,3 gigawatt ek kapasite saÄŸlaması beklenen 52 reaktör inÅŸa ediliyor.
“NÜKLEER ENERJİ, TEMİZ VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR ENERJİ KAYNAÄžIDIR”
Seul Ulusal Üniversitesi Nükleer Termal-Hidrolik MühendisliÄŸi Laboratuvarından Nükleer Enerji Yüksek Mühendisi Erol Biçer, havayı kirleten fosil yakıtlar yerine temiz enerji karması arasında yer alan nükleer enerji seçeneÄŸinin yaygınlaÅŸtırılmasının önemini vurguladı. Biçer, “Son 20 yıldır rüzgar, güneÅŸ ve diÄŸer yenilenebilir kaynaklardan elde edilen elektrik üretimi uluslararası çabalar ile artmasına raÄŸmen fosil yakıtların payı istenilen seviyede azaltılamadı. Hatta Uluslararası Enerji Ajansına göre 2017 yılında fosil yakıt kullanımında artış görüldü. Nükleer santraller elektrik üretirken hiç sera gazı salmazken, bütün iÅŸletmesi boyunca elektrik kilovat başına rüzgar ile aynı ve güneÅŸin de üçte biri kadar karbondioksit salınımı yapıyor. İklim deÄŸiÅŸikliÄŸi ile mücadelede genellikle nükleer enerjinin sadece düÅŸük karbon salınımı yaptığı vurgulanır. Fakat nükleer hava kalitesini artırması, büyük alanlar iÅŸgal etmemesi ve göreceli olarak daha az atık üretmesinden dolayı bir bütün olarak temiz ve sürdürülebilir bir enerji kaynağıdır” diye konuÅŸtu.
“KARBON EMİSYONUNU AZALTIYOR”
Biçer, nükleer santrallerin havanın kalitesine etkisini ise ÅŸu ÅŸekilde ifade etti: “Nükleer Enerji Enstitüsüne (NEI) göre Amerika BirleÅŸik Devletleri, nükleer santraller sayesinde sadece 2019 yılında 476 milyon ton karbon salınımının önüne geçmiÅŸtir. Bu rakamı bir perspektife koymak gerekirse trafikten 100 milyon aracın çıkarılmasına denk gelmektedir. Ayrıca bu rakam yaklaşık olarak tüm Türkiye’nin bir yıllık (ton) karbon salınımına eÅŸittir. DiÄŸer temiz enerji üretim kaynakları ile karşılaÅŸtırıldığında nükleer santraller en az alan ile en fazla enerjiyi üretmektedirler. Daha iyi anlamak için ÅŸu örnek verilebilir; güneÅŸ panelleri ile karşılaÅŸtırıldığında 1000 MWe kapasiteli bir nükleer reaktör, 3 milyondan fazla güneÅŸ paneli ile aynı enerjiyi üretmektedir. Son olarak nükleer yakıtın enerji yoÄŸunluÄŸun muadillerine kıyasla çok yüksek olmasından dolayı ürettiÄŸi atık da bu baÄŸlamda daha azdır. GüneÅŸ panelleri ve rüzgar türbinleri iÅŸletmeden çıktığında maliyet ve teknik nedenlerden ötürü genellikle geri dönüÅŸüme girememektedir. Nükleer de ise nükleer sanayileri geliÅŸmiÅŸ ülkeler, deÄŸerli izotoplar içeren kullanılmış yakıtların geri dönüÅŸümü için yeni sistemler ve yeni nesil reaktörler geliÅŸtirilmektedirler. Nükleer santrallerin karbon emisyonunu azaltmasına yakın zamandan bir örnek vermek gerekirse Güney Kore’nin BirleÅŸik Arap Emirliklerinde inÅŸa ettiÄŸi Barakah Nükleer Santralinin birinci reaktörü 7 Aralık 2020’de full kapasite ile güç üretmeye baÅŸlamıştır. Toplamda 4 reaktör olarak tasarlanan santral tam kapasite çalıştığında 21 milyon ton karbon salınımı engelleyerek bütün BirleÅŸik Arap Emirlikleri’nin yüzde 25’lik elektrik ihtiyacını karşılayacaktır. Hükümetlerarası İklim DeÄŸiÅŸikliÄŸi Paneli (IPCC) Raporuna göre Türkiye kuraklığa, arazi kaybına ve çölleÅŸmeye karşı oldukça savunmasız bir konumda yer almaktadır. Türkiye’nin kendi bekası ve küresel refah için iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi ile ilgili uluslararası çalışmalarda yer alması gerekmektedir. Bu baÄŸlamda atılan adımlardan biri olan ve tam kapasite ile çalışmaya baÅŸladığında Akkuyu Nükleer Santrali, Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 10’unu düÅŸük karbon emisyonu ile karşılayacaktır. Akkuyu NGS böylelikle daha yoÄŸun karbonu salınımı olan diÄŸer kaynaklara dayalı üretimin yerini alarak, hem ülke genelinde hem de santralin bulunduÄŸu Mersin ilinde çevrenin korunmasına ve hava kalitesinin iyileÅŸtirilmesine büyük katkı saÄŸlayacaktır.”