Üzüm bağlarının kuraklığa karşı direncini artıracak malzeme ürettiler
Mersin'de, Türkiye'nin yanı sına Portekiz, İtalya ve Fas'ın ortak yürüttüğü proje kapsamında laboratuvarda üretilen 'hidrojel'ler üzüm bağlarının sulanma sıklığını azaltıyor. Kuraklığa karşı üzüm bağlarının daha dirençli hale gelmesini sağlaması hedeflenen hidrojellerin ilerleyen süreçte farklı tarımsal ürünlerde de kullanılabileceği belirtiliyor.
Mersin Üniversitesi'nde (MEÜ), yürütücülüÄŸünü Mühendislik Fakültesi Çevre MühendisliÄŸi Bölümü öÄŸretim üyesi Prof. Dr. YaÄŸmur Uysal’ın yaptığı, Doç. Dr. Zeynep Görkem DoÄŸaroÄŸlu’nun araÅŸtırmacı olduÄŸu 'İklim DeÄŸiÅŸikliÄŸiyle Karşı Karşıya Olan Akdeniz Üzüm BaÄŸlarının Biyolojik Yönetimi ve Korunması İçin Ekolojik AraÅŸtırma' baÅŸlıklı TÜBİTAK 1071 projesi sürüyor. Üzüm baÄŸlarının, iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi ve kuraklıkla mücadelesine destek olmak amacıyla 2021'de baÅŸlatılan proje kapsamında, üzüm baÄŸlarının kuraklığa karşı sulanma sıklığını azaltacak hidrojel adı verilen malzeme üretildi. Toprakta su tutma kapasitesini artıran boncuk yapısındaki hidrojeller, ÅŸiÅŸebilir özellik gösteriyor. Suyu aldığında ÅŸiÅŸen hidrojeller, zamanla suyu topraÄŸa veriyor. Laboratuvarda üretilen hidrojeller, bu iÅŸlemi sürekli gerçekleÅŸtirebildiÄŸi için tarım ürünlerinin sulama sıklığını da azaltıyor.
Akdeniz ülkeleri uluslararası ortak projeleri destekleyen PRIMA (Partnership for Research and Innovation in the Mediterranean Area) programı kapsamında kabul edilen ve kısa adı VINEPROTECT olan uluslararası proje, Türkiye'nin de içinde yer aldığı Portekiz, İtalya ve Fas'ın da aralarında bulunduÄŸu 4 Akdeniz ülkesinde yürütülüyor. VINEPROTECT konsorsiyumunun Türkiye ayağında proje yöneticisi olarak MuÄŸla Sıtkı Koçman Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü öÄŸretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Emin Duru, öÄŸretim üyeleri Prof. Dr. YaÄŸmur Uysal proje yürütücüsü ve Doç. Dr. Zeynep Görkem DoÄŸaroÄŸlu araÅŸtırmacı olarak Manisa BaÄŸcılık Enstitüsü ile birlikte yer alıyor.
"PROJE GENİŞ ÇAPLI BİR ARAÅžTIRMAYI İÇERİYOR"
Proje yürütücüsü Prof. Dr. YaÄŸmur Uysal, yüksek lisans bursiyerlerinin de yer aldığı PRIMA kapsamında yürütülen Avrupa BirliÄŸi projesi ile Akdeniz'deki üzüm baÄŸlarının iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi ve kuraklıkla mücadelesinde uygulanabilecek, sürdürülebilir tarım uygulamalarını araÅŸtırdıklarını söyledi. YürütücülüÄŸünü Portekiz'in yaptığı projenin, kuraklıkla mücadelede üzüm baÄŸlarının direncini arttırabilmek için çeÅŸitli biyolojik, agroekolojik adı verilen doÄŸaya, bitkiye, topraÄŸa zarar vermeden hastalıklarla ve kuraklıkla mücadelede alınacak önlemleri kapsayan geniÅŸ çaplı bir araÅŸtırmayı içerdiÄŸini dile getiren Uysal, "Portekiz'de iki ayrı üniversite, İtalya'da iki ayrı üniversite, diÄŸer ortaklardan biri Fas'ta bir üniversite ve Türkiye'de de proje yöneticimiz MuÄŸla Sıtkı Koçman Üniversitesi tarafından yürütülüyor. DiÄŸer ortaklardan biri Mersin Üniversitesi olarak biziz, bir diÄŸer ortağımız Manisa BaÄŸcılık ve AraÅŸtırma Enstitüsü" dedi.
"BÜTÜN TARIMSAL ÜRÜNLERE UYGULAYABİLİRİZ"
Son dönemlerde iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi, kuraklık, su kaynaklarının azalması gibi konuların gündemden düÅŸmediÄŸini, bunları herkesin gündelik yaÅŸamlarında gözlemleyebildiÄŸini dile getiren Uysal, her ortağın farklı çalışmalar yaptığını belirterek, ÅŸöyle konuÅŸtu: "Bizim Mersin Üniversitesi ayağı olarak uyguladığımız yöntem biyohidrojeller adı verilen bir malzemeyi geliÅŸtirmek. Bu biyohidrojelleri kendimiz laboratuvarımızda üretiyoruz. ÜrettiÄŸimiz hidrojeller topraÄŸa verildiÄŸinde toprakta su tutma kapasitesini arttırıyor. Çünkü boncuk yapısındadır ve ÅŸiÅŸebilir özellik göstermektedir. Suyu aldığında ÅŸiÅŸer ve zamanla suyunu yavaÅŸça verir. Tekrar suyu aldığı zaman tekrar ÅŸiÅŸer ama bu iÅŸlemi sürekli olarak gerçekleÅŸtirebildiÄŸi için tarım ürünlerini sıklıkla sulamak zorunda kalmazsınız. Dolayısıyla sulama sıklığını azaltmak demek; içme suyu kaynaklarının daha doÄŸrusu sulama suyuna olan ihtiyacı, tatlı su ihtiyacını önemli ölçüde azaltmak anlamına geliyor. Çiftçilerimiz zaten su kaynaklarına ulaÅŸma açısından sulamada büyük bir sıkıntı çekiyorlar. Bunu sadece asmalara deÄŸil, bütün tarımsal ürünlere uygulayabiliriz."
"ELDE ETTİĞİMİZ ÇIKTI ASLINDA BİR MALZEME VE BİR ÜRÜN MATERYALİDİR"
Proje kapsamında diÄŸer ülkelerin topraktaki mikroorganizma çeÅŸitliliÄŸini arttırmak, biyoçeÅŸitliliÄŸi arttırmak, asmanın hastalıklara karşı mücadelesini arttırmak için mikrobiyolojik, fizyolojik, patolojik analizler üzerine yoÄŸunlaÅŸtığını ifade eden Uysal, "Bizim elde ettiÄŸimiz çıktı aslında bir malzeme ve bir ürün materyalidir. Ve bununla ilgili de denemelerimizi yine üniversitemizin bize saÄŸladığı alanda gerçekleÅŸtiriyoruz. Saksılar üzerinde denemeler yapıyoruz. Asma fidanlarını içeren 200 saksımız var. Bu asmalarımızı da ülkemizde üzüm baÄŸlarının ve ÅŸarap üretiminin en yüksek olduÄŸu Ege Bölgesi'nden Manisa BaÄŸcılık Enstitüsü'nden temin ettik" diye konuÅŸtu.
"BUDANAN ASMALARIN DALLARINI BİYOKÖMÜR ADI VERİLEN BİR TEKNİKLE KÖMÜRLEÅžTİRİYORUZ"
Sürdürdükleri çalışmalarda güzel sonuçlar aldıklarını vurgulayan Uysal, denemelerinde sulamaya olan ihtiyacın azaldığını gözlemlediklerini ifade etti. Hidrojellerin üretim aÅŸamasından da bahseden Uysal, ÅŸöyle devam etti: "Asmalar kış dönemine girdiÄŸi zaman kuruyor ve budanması gerekiyor. Budanan asmaların dallarını biyokömür adı verilen bir teknikle kömürleÅŸtiriyoruz. Bu ürettiÄŸimiz kömürü bu biyohidrojellerin içerisine ekliyoruz. Bizim ürettiÄŸimiz hidrojeller, polimerik bir malzemedir. Jel yapısında jelatin gibi bir malzemedir. Budama atıklarını kömürleÅŸtirip içerisine verdiÄŸimiz için kömür içeren boncuklar aslında bunlar. Bunun ÅŸöyle bir katkısı oluyor; siz tarımsal atığınızı çok fazla çıkan budama atıklarınızı yine deÄŸerli bir ürüne dönüÅŸtürmüÅŸ oluyorsunuz. Kömüre dönüÅŸtürüyorsunuz. Kömür, doÄŸal olarak yer kabuÄŸundan çıkarılıyor. Ama biz bunu kısa bir süre içerisinde laboratuvarımızda aynı özellikte bir biyokömür dediÄŸimiz malzemeye sentezleyerek hidrojellerin içerisine veriyoruz. Bu sayede hem sıfır atık yaklaşımıyla tarımsal atıkları azaltıyor, hem de toprağı karbon içeriÄŸini artırıyoruz."
"HERHANGİ BİR TOKSİK ETKİSİ YOK"
Yaptıkları denemelerde güzel sonuçlar ortaya çıktığını vurgulayan Uysal, "Normal sulama ÅŸartları, orta kuraklık dediÄŸimiz biraz daha az sıklıkla sulama ÅŸartları ve çok kurak dediÄŸimiz sulama sıklığını biraz daha uzatarak denemeler yaptık. Uzun süre su vermediÄŸimiz asmalarda bile herhangi bir kuruma gözlemlenmedi. Bu da hidrojellerimizin güzel bir ÅŸekilde çalıştığını ortaya koymuÅŸtur" dedi.
Hidrojelleri mikroorganizma üzerinde de denediklerini ifade eden Uysal, herhangi bir etkisini görmediklerini belirtti. Hidrojellerin zamanla parçalanabilen, kendini tüketebilen, mikroorganizmalar tarafından parçalanabilen özellikte bir ürün olduÄŸuna dikkat çeken Uysal, "Herhangi bir toksik etkisi dediÄŸimiz yani zehirli etkisi bulunmamaktadır" ifadesini kullandı.
Pilot ölçekte tamamladıkları projenin yaygın etkisini arttırmak için gerçek üzüm baÄŸlarında da uygulanması gerektiÄŸine iÅŸaret eden Uysal, "Bu amaçla proje ortaklarımızdan Fas'a ve Portekiz'e bu hidrojelleri gönderiyoruz. Portekiz'de gerçek asma baÄŸlarında denemesi gerçekleÅŸtirilecek. Fas denemelere baÅŸladı. Aynı zamanda Türkiye'de de Manisa BaÄŸcılık AraÅŸtırma Enstitüsü bunu uygulayacak" diye konuÅŸtu.
"HEM EKONOMİK, HEM DOĞA DOSTU"
Doç. Dr. Zeynep Görkem DoÄŸaroÄŸlu da proje ayaklarının genel anlamda tarımsal kuraklıkla mücadele olduÄŸunu söyledi. Akdeniz ülkelerinde asma, baÄŸ, baÄŸ üretimi ve üzüm üretiminin önemli olduÄŸunu belirten DoÄŸaroÄŸlu, çevre mühendisleri olarak hem atık deÄŸerlendirmeyi hem de tarımsal kuraklıkla alakalı su yönetimini doÄŸru bir ÅŸekilde ilerletmeyi hedeflediklerinin ifade etti.
Ürettikleri hidrojelleri asma bitkilerinde uygulayarak pilot ölçekli bir araÅŸtırma yaptıklarını dile getiren DoÄŸaroÄŸlu, ÅŸöyle devam etti: "Çünkü bu biyokömürleri farklı oranlarda hidrojellerin içerisine entegre ediyoruz. Bitkileri farklı kuraklık dönemlerine maruz bırakıyoruz. Dolayısıyla da en optimum ÅŸartları belirleyip ondan sonrasında ürettiÄŸimiz hidrojel miktar ve hidrojel türlerini yurt dışına göndererek diÄŸer üniversitelerin de alanda uygulama yapmasını, yani gerçek ÅŸartlarda uygulama yapmasını bekliyoruz. Sonuçlarını da yakın zamanda alacağız gibi görünüyor."
Projenin Portekiz ayağında baÄŸ üreticilerine yönelik anketler düzenlendiÄŸini vurgulayan DoÄŸaoÄŸlu, "Bu anket sonuçlarını yakın zamanda bizimle de paylaÅŸacaklarını biliyoruz. Åžu an deÄŸerlendirme aÅŸamasında. Biz bu hidrojelleri yani biyomalzemeleri ürettiÄŸimiz ve sektöre sunduÄŸumuzda bunun yaygın etkisini arttırarak da üreticilere ulaÅŸmayı hedefliyoruz. Hem ekonomik, hem doÄŸa dostu. Dolayısıyla oldukça avantajlı bir sistem" dedi. (Haber Merkezi)