⏱ 2 Haziran 2026 Salı
SON DAKİKA
REKLAM ALANI

HUKUKÇULAR, “HAYVANLAR BİR ‘CAN’ DEĞİL ‘MAL’ OLARAK NİTELENDİRİLİYOR”

​​​​​​​TBMM Tarım Orman ve KöyiÅŸleri Komisyonu’nda görüşmeleri devam eden Hayvan Hakları Koruma Kanunu’na dair deÄŸiÅŸiklik öngören yasa teklifini Avukat Sahra Düzgün Tucel ve Avukat Sinem Kaçar deÄŸerlendirdi.

GÜNDEM 25 Temmuz 2024 Perşembe 12:17
HUKUKÇULAR, “HAYVANLAR BİR ‘CAN’ DEĞİL ‘MAL’ OLARAK NİTELENDİRİLİYOR”

Ülke gündeminde yer alan, hayvanlara ötanazi uygulanmasını da içeren yasa teklifine dair tartışmalar devam ederken, komisyon görüÅŸmelerinde ötanazi maddesi konusunda baÅŸka bir kanuna atıfta bulunulması kararı konuÅŸuldu. Günlerdir devam eden tartışmalar ve ülke genelinde gerçekleÅŸen eylemler gündemden düÅŸmedi. Yapılan en son komisyon toplantısında yasa deÄŸiÅŸikliÄŸi oylanarak kabul edildi. Yasa deÄŸiÅŸikliÄŸi birçok çevrede tepki ve eleÅŸtiri alırken Avukat Sahra Düzgün Tucel ve Avukat Sinem Kaçar hukuki yönden deÄŸerlendirmeler yaptı.

5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun uygulamasındaki ihmallerin neler olduÄŸuna iliÅŸkin tespitler yapan Tucel, “Ülkemizde ve toplumumuzda hayvanlara deÄŸer verilmesi hep görülmekte olup bu durum mitolojimize, hikayelerimize, deyimlerimize deÄŸin yansımıştır. Hayvanlar toplum ve kültürümüzde bu kadar yer tutmasına karşın hukukumuzda hayvanların korunmasına yönelik yasa yapma çalışmalarının geçmiÅŸi 1980'lere dayanmaktadır. Hayvan haklarının korunmasına yönelik 1980'lerde iki farklı kanun tasarısı hazırlanmış ise de bu tasarılar yasallaÅŸtırılmadı. Hayvan haklarının yasallaÅŸması 24 Haziran 2004'te TBMM tarafından kabul edilerek 1 Temmuz 2004 tarihinde Resmi Gazete'de 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu olarak yürürlüÄŸe girmiÅŸtir. 5199 Sayılı Kanun her ne kadar yürürlüÄŸe girse de ne yazık ki hayvanlar bir ‘can’ deÄŸil ‘mal’ olarak nitelendirilmiÅŸtir” dedi.

Hayvanları Koruma Kanunu'nda deÄŸiÅŸiklik yapılmasını öngören yasa teklifinin neler getirdiÄŸine dair konuÅŸan Kaçar, “Halihazırda yürürlükte olan 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununda en büyük eksiklik ‘sahipli’ ve ‘sahipsiz’ hayvanlar konusunda yapılan ayrım ve hayvan haklarına muhalefet niteliÄŸi taşıyan eylemlerin ‘Kabahat’ olarak öngörüldüÄŸü bu düzende yaptırımlar hiçbir ÅŸekilde caydırıcılık taşımadığı yönünde serzeniÅŸte bulunurken Hayvanları Koruma Kanunu'nda deÄŸiÅŸiklik yapılmasını öngören yasa teklifinin acımasızlığı ile karşı karşıya kalmış bulunmaktayız. Herkesçe bilindiÄŸi üzere sokaklarda yaÅŸayan dostlarımız olan sokak köpek ve kedilerinin hızla çoÄŸalması, onlara yaÅŸayacak alan kalmaması sebebiyle sokaklarda neredeyse sefil bir hayat yaÅŸamaları, beslenme koÅŸullarının yok denilecek kadar az ve kötü olması sebebiyle yaÅŸadıkları saÄŸlık problemleri had safhaya ulaÅŸmıştır. 5199 Sayılı Kanun gereÄŸi, sokakta yaÅŸayan dostlarımızın sıkıntıları gidermek belediyelere verilmiÅŸ olup sıkıntılarını gidermeye yönelik çalışmalar yapılmamaktadır. Sokak hayvanlarının sorunlarının giderilmemesi ve kısırlaÅŸtırma politikasından uzaklaÅŸarak üzerlerine düÅŸen görevi yerine getirmeyen belediyeler ve ilgili bakanlıklar, bugün çoÄŸalan sorunları iyileÅŸtirmek yerine sorunu kökünden yok etmeye çalışmaktadırlar” diye konuÅŸtu.

“MüÅŸahede yerlerinde kısırlaÅŸtırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır” diyen hukukçular, bakımevlerinin bilinen niteliklerinden çok daha fazlasını yerine getirebileceÄŸine dikkat çekti. Bakımevlerinin niteliklerine deÄŸinen Tucel, “Yaygın bilinenin aksine hayvan bakımevleri, sokak hayvanlarının yaÅŸamları boyu sokaklardan uzak tutulmaları amacıyla bakıldığı yerler olmamasıyla birlikte bugün kullanım amacı dışına çıkılmıştır. Belediyelerin kanunda belirtilen istisnai haller dışında sokaktaki bir köpeÄŸi veyahut kediyi gelip sokaktan toplayın diyerek alıp götürme gibi bir yetkisi olmadığı gibi mevzuat ve uygulamadaki yetersizliklerden dolayı hem insanlar hem de sokak hayvanları talihsiz olaylar yaÅŸamaktadır. YaÅŸanılan talihsiz olaylar nedeniyle sokak köpekleri nefret dilinin hedefi olmakla beraber onların kapatıldığı barınaklarda ÅŸiddet görmeleri, açlıktan ölmeleri gibi acı olaylar günbegün artarak devam etmekte ve barınaklarda yaÅŸanılan vakaların üstü kapatılmaktadır. Belediyeler ve bakanlıklar görevlerini yerine getirmemesi, yasayı uygulamaması nedeniyle yeni yasa teklifi medyada hedef haline gelen sokak hayvanlarına fatura kesecek niteliktedir. Madde 6’da belirtildiÄŸi üzere bunun çözümü kısırlaÅŸtırmak, rehabilite etmek, aşılamak ve aşıladıktan sonra hayvanı olabildiÄŸince toplum içinde yaÅŸamasını saÄŸlayacak ÅŸekilde sosyalleÅŸmesidir” dedi.

 

Aynı zamanda nitelikli kısırlaÅŸtırma konusunda gerekenler hakkında hukuki bilgilendirme yapan Kaçar ÅŸu sözleri aktardı:

“Sokak hayvanlarının durumunu iyileÅŸtirilmesine yönelik nitelikli ve yeterli ÅŸekilde kısırlaÅŸtırma yapılarak ilk adım atılabilir. Belediyeler ve ilgili bakanlıkların gözetimi altında doÄŸru bakım evlerinin kurulması, bakım evlerinde kalan dostlarımızın doÄŸru ÅŸekilde sahiplendirilmesi ile sokakta kalan dostlarımızın hayatlarını iyileÅŸtirmeye baÅŸlayabiliriz. Sahipsiz veya güçten düÅŸmüÅŸ hayvanların en hızlı ÅŸekilde yerel yönetimlerce kurulan veya izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. Bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluÅŸturulacak müÅŸahede yerlerinde tutulması saÄŸlanır. MüÅŸahede yerlerinde kısırlaÅŸtırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanların kaydedildikten sonra öncelikle alındıkları ortama bırakılmaları esastır. Üzülerek söylememiz gerekir ki hayvanların toplanmasında kasten ve ihmalen saymış olduÄŸumuz madde hükümlerini hiçe sayan eylemlerle karşılaÅŸtığımızı ve bu husus hakkında ÅŸikayetlerimizin dikkate alınmadığını belirtmek isteriz. Yerel mevzuata uygun ve insancıl olan tek seçenek kısırlaÅŸtırmadır. 5199 Sayılı Kanun m.7/2'de "kontrolsüz üremenin önlenmesi için hayvanlara acı vermeden kısırlaÅŸtırma müdahaleleri yapılır." denilmektedir. Belediyelerin sahipsiz hayvanların kısırlaÅŸtırılması ile ilgili yeterli ve gerekli olan bütçe ve personelinin bulunmadığı, hayvan popülasyonunu kontrol altına alabilecek sayıda kısırlaÅŸtırma yapılmadığı bu nedenle hayvan sayısının kontrolsüzce sürekli artış gösterdiÄŸine yönelik durumu yaÅŸadığımız mahalle ve sokaklarımıza bakınca bile anlamaktayız. Sokak hayvanlarının kısırlaÅŸtırılmamasının tek sebebi sadece bütçe ve personel yetersizliÄŸi olmamakla birlikte diÄŸer etkin sebep de yasal mevzuat çerçevesinde üretim yurt içi ve yurt dışı ticaret ve satış üçgenine iliÅŸkin hiçbir yasaklama getirilmemesidir. MuÄŸla ve Mersin gibi tatil beldesinde yaÅŸayan bireyler olarak rahatlıkla ÅŸunu söyleyebiliriz ki sokaklarda tasmalı ve cins kedi, köpek sayıları hiç de öyle cüzi miktarda olmayıp bir heves uÄŸruna satın alınan hayvanların sokaÄŸa terk edildiÄŸi her sezon üzülerek karşılaÅŸmaktayız. Üretim yurtiçi ve yurt dışı ticaret ve satış yasaklanmadıkça hayvanı ‘can’ deÄŸil ‘mal’ olarak gören ve tıka basa dolu barınaklardan ya da sokaktan sahiplenmek yerine satın almayı tercih eden caydırıcı bir yaptırım uygulanmadıkça kontrolsüz çoÄŸalmalar hep gündemde kalacaktır. Bir sonraki yazımızda çözüm olarak sunulan yasa teklifinin içeriÄŸi ve çeliÅŸkisini tartışmadan evvel yukarıda vermiÅŸ olduÄŸumuz bilgiler ve örnekler dahilinde yürürlükte olan mevzuatın idari merciler tarafından uygulanmamasının bedelini sokak hayvanlarına ödetilmesini vicdanen ve ahlaken kabulü mümkün olmadığını yinelemekteyiz.”