⏱ 21 Temmuz 2026 Salı
SON DAKİKA
REKLAM ALANI

Mersin’de hedef yeşil dönüşüm!

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Bloomberg HT'de 60 Dakika Programı'nda Zeynep Özyol'un canlı yayın konuğu oldu. Sanayide yeşil dönüşümün konuşulduğu programda Çakır, Mersin'de 2025'i Mersin Ticaret ve Sanayi Odası, Mersin Organize Sanayi Bölgesi ve diğer OSB’lerle birlikte Sanayide Yeşil Dönüşüm Yılı ilan ettiklerini açıkladı.

GÜNDEM 20 Ocak 2025 Pazartesi 12:57
Mersin’de hedef yeşil dönüşüm!

Haber Merkezi

 Mersin’in tarımda, lojistik, turizm ve sanayide çok hızlı ilerlediÄŸine dikkat çeken Çakır, “Özellikle son dönemlerde savunma sanayinde önemlim yol aldık. Çok kimlikli bir ÅŸehir. Bir noktada gitmiyoruz. Yumurtaların hepsini bir sepette toplamıyoruz. Åžu anda iklim deÄŸiÅŸikliÄŸinde sanayide çalışıyoruz. İklim deÄŸiÅŸikliÄŸinden kaynaklı olarak üzerinde durduÄŸumuz YeÅŸil Mutabakatımız var. YeÅŸil sanayiye dönüÅŸ çalışması var. Karbon vergisi çalışması var. Biz de ÅŸu anda Mersin’de sanayi olarak 5. ve 6. organize sanayi bölgesi çalışmalarını tamamladık. 7. sanayi için çalışmalar sürüyor. Tamamlandığında 50 bin kiÅŸilik istihdam oluÅŸacak. GeliÅŸen sanayimiz nedeniyle Mersin’de biz de ÅŸu anda Mersin Ticaret ve Sanayi Odası olarak, Mersin Organize Sanayi Bölgesi ve tüm sanayicilerimiz olarak  2025’i Sanayide YeÅŸil DönüÅŸüm Yılı ilan ettik. BilindiÄŸi gibi AB ülkelerine yapılacak ihracatlarda 2026’dan itibaren karbon vergisi alınmaya baÅŸlayacak. Türkiye’deki tüm sanayiyi etkileyecek. Biz de bu konuda neler yapacağımız üzerinde çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

“HEDEF, 2050’DE NÖTR KITA OLMA”

Avrupa BirliÄŸi’nin 2015 Paris İklim SözleÅŸmesinden kaynaklı olarak bu konuda çalıştığını ifade eden Çakır, “Hedef, 2050’de nötr kıta olma. Türkiye de 2053 hedefini koydu. İkincisi Ukrayna - Rusya Savaşı’ndan dolayı enerji arz sorunu yaÅŸandı. AB’de enerji fiyatları yükseldi.  Enerji bağımlılığının azaltılması gerekti. AB de enerjiyi az tüketen, sürdürülebilir olan ürünlere doÄŸru geçiÅŸ politikası yapmamız lazım dedi. Ham maddelerden baÅŸlayarak üretim aÅŸamasına, tüketim aÅŸamasından atık yönetim aÅŸamasına kadar her alanda karbon ayak izini takip etme kararı aldı ve karbon vergisi koyacağını söyledi. BildiÄŸiniz gibi bizim Türkiye olarak ihracatımızın yüzde 50’si AB ülkelerine gerçekleÅŸiyor. Bu nedenle konulan hedef, talepler baÅŸlangıçta bakınca bizi olumsuz yönde etkileyecek gibi görünüyor ama bunu bir fırsata çevirebiliriz. Olumsuz etkileme sebebi bizim ÅŸu anda mevcutta orta seviyede teknoloji yapısına sahip olmamız. Bu nedenle karbondan en çok etkilenecek ülkeler arasındayız. Aslında AB biraz da kendi üye ülkelerini Çin’e karşı ve rekabet edemediÄŸi ülkelere karşı rekabet edebilir duruma getirdi. Bu karbon vergisini koyarak Çin’i piyasalardan biraz daha dışlamak istedi. Türkiye’nin de bu teknolojiye sahip olması gerekiyor. 2025’te bu sisteme hızla dönebilirsek Çin’in bu pazara girememesi nedeniyle Avrupa’da avantajlı duruma gelebiliriz. Hızlı ÅŸekilde ülke olarak yeÅŸil üretim yapabilirsek sadece AB de deÄŸil, uluslararası boyutta bir devrim yapabiliriz. Sanayide hem teknoloji hem verimlilik açısından normal bir ihracatçı deÄŸil lider bir ihracatçı konumuna gelebiliriz.  Orta teknolojiden de bu sayede yüksek teknolojiye geçebiliriz. Bu düzeni oluÅŸturmalıyız” dedi.  

“ÇİMENTO VE DEMİR-ÇELİK SEKTÖRÜ HAZIR OLMALI”

Öncelik verilmesi gereken sektörleri de sıralayan Çakır, “Öncelikli sektörler çimento, demir çelik, alüminyum, elektrik, hidrojen sektörleri. Bizi etkileyecek sektörler çimento, çelik metal, otomobil, tekstil ve kimya. Sonra gıda, ambalaj biliÅŸim gibi tüm sektörlere nüfus edecek.  En fazla karbon ayak izi olan sektörler çimento ve demir-çelik. Ama diÄŸerleri de hazır olmalı. Bu nedenle dönüÅŸüm için ciddi desteklere ihtiyaç olacak. Finans desteklerine ihtiyaç olacak. Geçen hafta bu konuda Çevre Åžehircilik ve İklim DeÄŸiÅŸikliÄŸi Bakanlığı ile Sanayi Bakanlığı bir yönetmelik hazırladı. ETS ile ilgili. Ondan sonra da yine iki bakanlığımız Çevre ve Sanayi Bakanlığımız Dünya Bankası ile bir kredi anlaÅŸması yaptı. Buna imza koyduk ve dedik ki 2053’te nötr karbon yapacağız. 2030’a kadar karbonu yüzde 50 azaltacağız. Dünya Bankası da bize yeÅŸil krediler vermeye baÅŸladı. Mevcut durumda TÜBİTAK ya da KOSGEB kredileri var. Sanayi YeÅŸil DönüÅŸüm Belgesi alan firmalara da uzun vadeli düÅŸük krediler verilmeye baÅŸlayacak. Sanayicimiz zaten rahat ÅŸartlarda çalışmıyor, finansman zorluÄŸu yaÅŸanıyor, ihracatçılar kurdan dolayı da zorlanıyor bu krediler küçük KOBİ’lere kadar ulaşırsa bir avantaj olacak. Sanayicimiz de bir fırsat yakalayıp dönüÅŸebilecek. Bu Pazarı kaptırmamak için bir yılımız var. 2024’ten beri TOBB ve baÄŸlı tüm odalar neler yapabileceÄŸimize bakıyoruz. Sanayide YeÅŸil DönüÅŸüm Yılı ilan etmemizin sebebi  de bu. Kredilerden yararlanır KOBİ’leri dönüÅŸtürebilirsek 2026’ya çok avantajlı baÅŸlayabiliriz. Hem eÄŸitim vereceÄŸiz hem karbon ölçümlerimizi yapacağız. Emisyon Ticaret Sisteminden (ETS) de biraz bahsedeyim. İşletmelerin kendi aralarındaki karbon ticaret sistemine deniyor. ETS denilen iÅŸletmeler kendi emisyonları karşılığında karbon tahsisatlarını oluÅŸturması gerekiyor. İşletmelerin kendi karbon tahsisatının nötr olması gerekiyor. 1 ton karbona karşı gelen emisyon tahsisat olarak adlandırılıyor. Bir borsa gibi düÅŸünün. Tahsisatları da hisse senedi düÅŸünün. AB tahsisatları sunuyor ve bir bedel karşılığı veriyor. Haftalık da bir fiyat belirlenecek. 2026 sonrası karbon fazlanız varsa bu tahsisatları almak zorundasınız. Bu hafta ton başı deÄŸeri 78 Euro. Bu da size ciddi maliyet getirecek. 2034’e kadar tahsisatlar piyasadan çekilmeye baÅŸlayacak. AB ETS Sistemi ÅŸu anda 100 sunuyorsa azalarak sıfıra dönecek. Para verseniz de bu tahsisatları bulamayacaksanız.  AB’ye ihracat yapacaksanız dönüÅŸümü saÄŸlamak zorundasınız ya da maliyetle mücadele etmeniz gerekecek. Åžöyle bir artı var. Karbon ayak izi düÅŸük firmalar avantaj saÄŸlayabilecek. Ciddi paralarla tahsisatları satacak. Türkiye olarak emisyon ticaret sistemini biz de kuracağız. Türkiye’de de büyük ticari alışveriÅŸ olacak. Karbonu fazla olan az olandan satın alacak. Avantaj Avrupa’ya göre ucuz olacak. Bu nedenle yeÅŸil dönüÅŸümü saÄŸlayıp kendi tahsisatlarımızı oluÅŸturmalıyız. AB desteklerinden hızla faydalanmalıyız. Hem çevre hem sürdürülebilir ticaret için bu dönüÅŸümü fırsata çevirmeliyiz” ÅŸeklinde konuÅŸtu.