⏱ 2 Haziran 2026 Salı
SON DAKİKA
REKLAM ALANI

Emekçilerin Kaderi Ölüm Değildir!

2024 yılında iş cinayetlerinde hayatını kaybeden bin 897 işçiye dikkat çeken TMMOB Mersin İKK Sekreteri İsmail Oğuz, iş kazalarının büyük çoğunluğunun önlenebilir olduğunu vurguladı. Oğuz, iş güvenliğine yönelik bilimsel ve teknik adımların atılması gerektiğini belirterek, emekçilerin kaderinin ölüm olmadığını ifade etti.

GÜNDEM 3 Mart 2025 Pazartesi 15:11
Emekçilerin Kaderi Ölüm Değildir!

Türk Mühendis ve Mimarlar Odaları BirliÄŸi (TMMOB) Mersin İl Koordinasyon Kurulu (iKK) ‘3 Mart İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü’ kapsamında Mersin Mimarlar Odası (MMO) önünde basın açıklaması yaptı. İş cinayetleriyle ilgili burada konuÅŸan TMMOB Mersin İKK Sekreteri Makina Mühendisleri Odası (MMO) Mersin Åžube BaÅŸkanı İsmail OÄŸuz, “Bugün 3 Mart 2025, 1992 yılında Zonguldak Kozlu’daki kömür madeni ocağında grizu patlaması sonucu 263 maden emekçisini kaybettiÄŸimiz katliamın 33. yılı.  Madenlerde, fabrikalarda, inÅŸaatlarda, tersanelerde iÅŸyerleri çalışanların mezarı olmaya devam ediyor. Her yıl binlerce emekçi çalışırken hayatını kaybediyor. Ülkemizdeki iÅŸ cinayetlerine dikkat çekebilmek, insan hayatının, iÅŸçi saÄŸlığının ve iÅŸ güvenliÄŸinin önemini vurgulamak için 3 Mart tarihi TMMOB tarafından “İş Cinayetlerine Karşı Mücadele Günü” olarak ilan edilmiÅŸtir. YaÅŸanan onca acıya, yaptığımız tüm uyarılara raÄŸmen gerekli önlemler alınmadığı, yapılması gereken düzenlemeler yapılmadığı için aradan geçen 33 yılda on binlerce kiÅŸi, evine ekmek götürebilmek için çalıştığı iÅŸyerinde hayatını kaybetti” ifadelerini kullandı.

“2024 YILINDA BİN 897 İŞÇİ HAYATINI KAYBETTİ”

 Ä°ÅŸçiler için ekmek mücadelesi yaÅŸam mücadelesine dönerken, kayıtlara geçen rakamlara göre; 2024 yılında en az bin 897 iÅŸçinin, iÅŸ cinayeti nedeniyle yaÅŸamını yitirdiÄŸine dikkat çeken OÄŸuz, “Emek sömürüsünün derinleÅŸtiÄŸi; esnek, güvencesiz istihdamın yaygınlaÅŸtığı, emek örgütlerinin etkisizleÅŸtirildiÄŸi 23 yıllık AKP iktidarı dönemi boyunca toplu iÅŸçi ölümleri tarihin en yüksek sayılarına ulaÅŸmış, 23 yılda 32 binin üzerinde emekçi iÅŸyerlerinde hayatını kaybetmiÅŸtir.  En son yangın faciası yaÅŸadığımız Kartalkaya’da insanlarımız patronların daha fazla kar yapmak için önlem almadığı ve kamu otoritesinin denetim yapmayarak buna göz yumduÄŸu için çıkan yangında hayatlarını kaybetmiÅŸtir. Sadece toplu katliamlar deÄŸil, her gün tekil tekil de olsa birçok iÅŸyerinde denetimsizlik ve kar hırsı nedeniyle iÅŸ cinayetleri yaÅŸanmaktadır. Emekçilerin hayatlarını kazanmak için gittikleri iÅŸyerlerini, hayatlarını kaybettikleri yerler haline gelmesi ülkemizin en büyük trajedilerinden birisidir. Denetimsizlik ve yaptırımsızlık sürdükçe iÅŸ cinayetlerini engellemek mümkün deÄŸildir. Bu durum mevcut yasal düzenlemelerin iÅŸ kazalarını ve ölümlerini önlemekteki yetersizliÄŸinin, ülkemizde iÅŸçi saÄŸlığı ve iÅŸ güvenliÄŸi konusunda köklü ve yapısal sorunlar olduÄŸunun en açık göstergesidir. Oysa “elveriÅŸli koÅŸullarda çalışma hakkı” İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde güvence altına alınmış bir haktır. EmeÄŸin yüzlerce yıllık mücadelesi sonucunda benimsenen bu hak, “iÅŸçi saÄŸlığı ve iÅŸ güvenliÄŸi” adıyla tüm dünyada kabul edilen temel bir çalışma ilkesi halini almıştır” diye konuÅŸtu.

“İŞ CİNAYETLERİNDEN İŞVERENLER SORUMLUDUR”

İşçi saÄŸlığı ve güvenliÄŸi alanında 2013 yılında yürürlüÄŸe konulan 6331 sayılı İş SaÄŸlığı ve GüvenliÄŸi Kanunu çalışma yaÅŸamını düzenleyen tek yasa olmadığını kaydeden OÄŸuz, “Çalışma yaÅŸamı, 4857 sayılı İş Kanunu, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş SözleÅŸmesi Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel SaÄŸlık Sigortası Kanunu olmak üzere birçok yasa ile biçimlendirilmiÅŸtir. İş yasalarının, çalışanların hakkını korumak ve geliÅŸtirmek amacını temel ilke edinmesi gerekirken, 4857 sayılı İş Kanunu, 6331 sayılı İş SaÄŸlığı ve GüvenliÄŸi Kanunu, Sendikalar ve Toplu İş SözleÅŸmesi Kanunu ve alana iliÅŸkin yapılan diÄŸer düzenlemeler iÅŸverenlerin çıkarları doÄŸrultusunda ÅŸekillendirilmiÅŸtir. Esnek ve kuralsız çalışmayı, geçici iÅŸ iliÅŸkisini, taÅŸeronlaÅŸtırmayı, ödünç iÅŸçiliÄŸi yasal hale getiren, kıdem tazminatlarını, fazla mesai ücretlerini, sendikal hak ve yetkileri budayan iÅŸçi saÄŸlığı ve iÅŸ güvenliÄŸini iÅŸveren yükümlülüÄŸü olarak görmeyen, örgütlülük önüne engeller koyan düzenlemelerdir. 6331 sayılı İş SaÄŸlığı ve GüvenliÄŸi Kanunu ile iÅŸçi saÄŸlığı ve güvenliÄŸi alanı, taÅŸeronlaÅŸtırılmış, piyasa koÅŸullarına terk edilmiÅŸtir.  Bu yasayla beraber, iÅŸverenin iÅŸçi saÄŸlığı ve güvenliÄŸini saÄŸlama yükümlülüÄŸü, Ortak SaÄŸlık Güvenlik Birimleri (OSGB) adıyla kurulan, irili ufaklı ÅŸirketlere bırakılmıştır. Bunun sonucunda da iÅŸçi cinayetleri ve meslek hastalıkları hızla artmıştır. 6331 sayılı Kanunu, İşçi SaÄŸlığı ve GüvenliÄŸini TaÅŸeronlaÅŸtırma Yasası olarak tanımlamak daha doÄŸru olacaktır. İşverenler iÅŸ yerlerinde iÅŸ kazalarına yönelik koruyucu, etkin ve yeterli önlemlerde bulunmadıkları için, siyasi iktidar bu kazaların ölümle sonuçlanacağı bilindiÄŸi halde kazaların önlenmesi için yeterli ve etkin denetleme yapmadığından, ayrıca yükümlülüklerini yerine getirmeyen iÅŸyerlerine caydırıcı yaptırımlar uygulamadığından doÄŸrudan sorumludur” dedi.

“İŞ KAZALARINI N BÜYÜK ÇOÄžUNLUÄžU ÖNLENEBİLİR”

Türkiye’de iÅŸ cinayetlerinin, iÅŸ kazalarının ve meslek hastalıklarının bu denli yaygın olmasının bir diÄŸer nedeninin de, emekçilerin sendikal haklarının baskı altında tutulması olduÄŸunu vurgulayan OÄŸuz, “Sendikal örgütlenmenin önündeki engeller tüm çalışanlar için kaldırılmadıkça iÅŸçi saÄŸlığı ve iÅŸ güvenliÄŸi konusunda yol almak mümkün olmayacaktır. Sendikasız uzman, sendikasız iÅŸçi, örgütsüz bir çalışma yaÅŸamı ile emekçiler tüm olumsuzluklara açık ve savunmasızdır. Bu savunmasızlığa karşı adil yargılanma, örgütlenme, insani koÅŸullarda bir çalışma yaÅŸamı ve iÅŸyerlerinde emekçilerin ölmeyeceÄŸi, yaralanmayacağı, sakat kalmayacağı bir düzen istiyoruz.  İş cinayetleri ve iÅŸ kazalarının büyük çoÄŸunluÄŸunun önlenebilir nitelikte olduÄŸunu hepimiz biliyoruz. Bilimsel ve teknik ölçütler doÄŸrultusunda atılacak adımlarla, göz göre göre “geliyorum” diyen facialara son vermek mümkündür. Ancak bunun için önce insan hayatına ve emeÄŸe deÄŸer veren bir yaklaşımın benimsenmesi gerekmektedir. Bizler, her 3 Mart’ta olduÄŸu gibi bugün de iÅŸ kazaları ve iÅŸ cinayetleriyle mücadele etmek için sesimizi yükseltiyoruz. Ölüm, yaralanma ve sakat kalma; esnek ve güvencesiz çalışma hiçbir emekçinin kaderi deÄŸildir. İnsan onuruna yakışır, güvenli ve güvenceli çalışma hakkımız, mesleÄŸimiz için sesimizi yükseltiyoruz. Tüm ülkede, tüm çalışma alanlarında iÅŸ güvenliÄŸi önlemlerinin artırılması, etkin denetim sisteminin yerleÅŸtirilmesi, iÅŸ cinayetlerinin ve iÅŸ kazalarının durdurulması için yılmadan mücadele edeceÄŸimizi kamuoyuna saygı ile duyururuz” ÅŸeklinde konuÅŸtu.