Tarımda İklim Değişikliği Tehdidi Büyüyor
Mersin tarımı, iklim değişikliği nedeniyle büyük bir tehdit altında. Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, "Kuraklık Analizi Raporu"na göre, 2025 Şubat ayında Mersin'in "şiddetli kuraklık" yaşadığını belirterek, bu dönemde ildeki yağışların normaline göre yüzde 68, 2024 yılı Şubat ayı yağışlarına göre ise yüzde 46 azaldığını açıkladı. Özdemir, iklim değişikliğinin tarımsal performansı tehdit eden başlıca faktörlerden biri olduğunu vurgulayarak, Bakanlık'tan bu önemli konuda en olumsuz senaryoya karşı hazırlıklı politikalar geliştirmesini talep etti.
Haber Merkezi
Mersin Ticaret Borsası Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Ö. Abdullah Özdemir, "İklim DeÄŸiÅŸikliÄŸinin Mersin Tarımı Üzerindeki Olumsuz Etkilerine" dair açıklama yaptı. Mersin ekonomisinin lokomotifi olan tarım ve gıda sektörü açısından, son iki ayda yaÅŸanan iklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin temelli etkilerinin iyi analiz edilmesi gerektiÄŸini vurgulayan Özdemir, “Bu süreçte üç ana geliÅŸme ön plana çıkmıştır. İlk olarak, Meteoroloji Genel MüdürlüÄŸü tarafından yayınlanan “Ocak 2025 Sıcaklık ve Yağış DeÄŸerlendirmesi” raporuna göre, ilimizin de içinde bulunduÄŸu Akdeniz Bölgesi’nde ocak ayı uzun yıllar (1991-2020) ortalama sıcaklığı 7,5 derece iken, 2025 Ocak ayı bu ortalamanın 2,8 derece üzerinde, yani 10,3 derece olarak gerçekleÅŸmiÅŸtir. Ayrıca, Mersin’de son 65 yılın en düÅŸük ocak ayı yağışı kaydedilmiÅŸtir. İkinci olarak, Kuraklık Analizi Raporu’na göre, Mersin 2025 Åžubat ayında “acil durum” olarak nitelendirilen “ÅŸiddetli kuraklık” yaÅŸamıştır. Aynı dönemde, ilimizin aldığı yağışlarda normaline göre yüzde 68, 2024 yılı ÅŸubat ayı yağışlarına göre ise yüzde 46 azalma meydana gelmiÅŸtir. Üçüncü olarak, 22-25 Åžubat tarihlerinde bölgemizde ve ilimizde “zirai don” felaketi yaÅŸanmıştır. Sahadan gelen bilgilere göre, Mersin’de kışlık sebzelerin yetiÅŸtirildiÄŸi açık tarlalarda, seralarda ve meyve bahçelerinde önemli zarar oluÅŸmuÅŸtur” ifadelerini kullandı.
“İKLİME DAYANIKLI TARIM VE GIDA SİSTEMİ OLUÅžTURMALIYIZ”
İklime dayanıklı tarım ve gıda sistemi oluÅŸturulması gerektiÄŸinin altını çizen Özdemir, “ODTÜ’de hazırlanan bilimsel bir yayına dayanarak TEPAV tarafından görselleÅŸtirilen Türkiye İklim Kırılganlığı Haritasına göre Mersin, çok riskli kategoride yer alan iller arasındadır. Bu doÄŸrultuda, ülkemizin meyve ve sebze deposu olarak nitelendirilen ilimiz için orta ve uzun vadeli tarım politikalarının bugünden belirlenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda; Uzun yıllar öncesiyle kıyaslandığında hemen hemen aynı kalan mevcut ürün desenimiz, iklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin artan etkilerine daha fazla adaptasyon saÄŸlayacak politikalarla yeniden belirlenmelidir. İç tüketim ihtiyacını karşılamanın yanı sıra, dış pazarlarda talep gören türler de göz önünde bulundurulmalıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 13 ürün ve yem bitkileri için uygulanmaya baÅŸlanan planlama ve destekleme programına, ülkemiz ve ilimiz açısından büyük önem taşıyan yaÅŸ meyve ve sebzeler de dâhil edilmelidir. Meyve üretimi, tek yıllık ürünlere göre daha uzun ve özen gerektiren bir süreçtir. Yapılacak hatalı bir planlama, ekonomik kayıpların yanı sıra emek ve zaman kaybına da neden olabilir. Türkiye Tarım Kredi Kooperatifi, ülkemizde sigorta kültürünün yeterince geliÅŸmediÄŸini belirtmektedir. Üreticiler arasında, TARSİM tarafından yapılan zarar tespitlerinin gerçekçi olmadığına dair bir algı bulunmaktadır. Mersin Ziraat Odası'na göre, ilimizde TARSİM poliçesi kestiren çiftçilerin oranı yüzde 10 civarındadır. Bu kapsamda, TARSİM mevzuatının gözden geçirilmesi ve çiftçilerin bilinçlendirilerek faydalanma oranlarının artırılması gerekmektedir. Böylece TARSİM, iklim deÄŸiÅŸikliÄŸini temel alan tarımsal üretimin planlanması ve desteklenmesi mekanizmasının daha etkin bir bileÅŸeni olmalıdır” dedi.

“GELECEKTE TARIM SEKTÖRÜNDE TEKNOLOJİ ENTEGRASYONU ARTACAK”
Gelecekte tarım sektöründe teknoloji entegrasyonunun artacağını ifade eden Özdemir, açıklamasını ÅŸöyle sürdürdü: “GeliÅŸmiÅŸ ülkeler tarımda iklim teknolojisine büyük bütçeler ayırmaktadır. Tarım ve gıda teknolojilerinin geliÅŸimi uzun yıllar almakta ve ciddi yatırımlar gerektirmektedir. Bu sürece uyum saÄŸlamak için, ilimizde tarımsal iklim teknolojisi yatırımlarına yönelik finansman destekleri saÄŸlanmalı ve özellikle seraların modernizasyonuna öncelik verilmelidir. Ülkemizde tatlı su kaynaklarının yüzde 75’i tarımda kullanılmaktadır. Devlet Su İşleri verilerine göre, sulanabilir tarım arazilerinde yüzde 75 oranında salma sulama, yüzde 10 yaÄŸmurlama sulama ve yüzde 5 damlama sulama yöntemi kullanılmaktadır. Ayrıca, tarımda kullanılan tatlı suyun yüzde 75’i açık kanallarla dağıtılmakta; bunun yarısı ise buharlaÅŸma ve altyapı eksiklikleri nedeniyle kaybolmaktadır. Bu nedenle, ilimizde su verimliliÄŸini artırmak için kapalı basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaÅŸtırılması ve damlama sulama yöntemlerinin teÅŸvik edilmesi gerekmektedir. Türkiye, tarımsal hasılada Avrupa'da birinci, dünyada ise dokuzuncu sıradadır. Yüzde 12,8'lik pay ile Türkiye meyve üretiminde birinci, yüzde 5,7'lik oran ile sebze üretiminde dördüncü sırada bulunan Mersin, ülkemizin tarımsal hasılasına en fazla katkı saÄŸlayan iller arasındadır. Narenciye, yaÅŸ meyve-sebze ve bakliyat ihracatında lider konumda olan ilimiz, ülkemizin tarımsal ihracatının yüzde 12,3’ünü gerçekleÅŸtirerek üçüncü sırada yer almaktadır. FAO verilerine göre, 2050 yılında bugünden yüzde 50 daha fazla suya ve yüzde 70 daha fazla gıdaya ihtiyaç duyulacaktır. İklim deÄŸiÅŸikliÄŸi, ülkemizin ve ilimizin tarımsal performansını tehdit eden baÅŸlıca unsurlar arasındadır. Bakanlığımızdan beklentimiz, bugüne kadar olduÄŸu gibi, bu önemli konuda taleplerimizi dikkate alarak en olumsuz senaryoya dahi hazırlıklı olacak ÅŸekilde gerekli politikaların oluÅŸturulmasıdır.”