⏱ 22 Temmuz 2026 Çarşamba
SON DAKİKA
REKLAM ALANI

Özdemir; “Su kaynaklarını korumalıyız”

MTB Başkanı Abdullah Özdemir, Türkiye’nin artan su stresiyle karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, su kaynaklarının verimli kullanımı ve tasarrufun artırılması gerektiğine dikkat çekti. Özdemir, iklim değişikliği ve azalan yağışlar nedeniyle 2030’da su kaynaklarının yüzde 20 azalabileceği uyarısında bulundu.

EKONOMİ 14 Ağustos 2025 Perşembe 12:50
Özdemir; “Su kaynaklarını korumalıyız”

Haber Merkezi

İklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin ve artan nüfusun baskısı altında, Türkiye su stresiyle mücadele ediyor. Ülke, küresel ortalamanın üzerinde bir su stresi seviyesine ve artış hızına sahip. Dünya Kaynakları Enstitüsü'nün (WRI) 2040 yılı öngörülerine göre, Türkiye'nin neredeyse tamamı "oldukça yüksek riskli" su stresi yaÅŸayacak. Mersin Ticaret Borsası (MTB) BaÅŸkanı Abdullah Özdemir, su kaynaklarının verimli kullanılması ve tasarruf yapılması gerektiÄŸini vurgularken, bu soruna karşı hem bireysel hem de toplumsal düzeyde farkındalık oluÅŸturulmasının önemini dile getirdi. ‘Su kaynaklarının verimli kullanılması ve tasarruf yapılmasına’ dair deÄŸerlendirmelerde bulunan Özdemir, su kaynaklarının kullanım verimliliÄŸini ve tasarrufunun artırılması gerektiÄŸinin altını çizerek, “BirleÅŸmiÅŸ Milletler (BM) Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kapsamında belirlenen “Temiz su ve sanitasyon” baÅŸlığı altında su stresi ve su kullanım verimliliÄŸi önemli alt baÅŸlıklar arasında yer almaktadır. Bu çerçevede BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), “Su stresi düzeyindeki ilerleme” ve “Su kullanım verimliliÄŸindeki deÄŸiÅŸime iliÅŸkin ilerleme” raporları ile bu baÅŸlık kapsamındaki çeÅŸitli geliÅŸmeleri dönemsel olarak yayınlamaktadır. İlgili raporlarda su stresi düzeyi; kaynaklardan çekilen tatlı suyun, mevcut yenilenebilir tatlı su kaynaklarına oranı olarak ölçülmektedir. 2015-2021 döneminde küresel su stresi seviyesi yüzde 2,8 artarak yüzde 18,1 düzeyinden yüzde 18,6 seviyesine çıkmıştır. Buna karşın Türkiye’nin 2015 yılında yüzde 39,9 olan su stresi seviyesi yüzde 8,8 artarak yüzde 43,4’e yükselmiÅŸtir. Dolayısıyla ülkemiz, hem küresel su stresi seviyesinin üzerinde yer almakta hem de su stresi seviyesindeki artış hızı, küresel düzeydeki artışın yaklaşık üç katına ulaÅŸmaktadır” ifadelerini kullandı.

“2030 YILINDA SU KAYNAKLARI YÜZDE 30 AZALACAK”

FAO raporlarında su kullanım verimliliÄŸinin, birim su ile elde edilen çıktı üzerinden hesaplandığına dikkat çeken Özdemir, “Buna göre, 2015 yılında 17,4 USD/m³ olan küresel verimlilik, yüzde 19,3 artarak 20,8 USD/m³ düzeyine çıkmıştır. Dolayısıyla küresel ölçekte, 2015’e kıyasla ekonomik çıktı üretmek için daha az suya ihtiyaç duyulmaktadır. Türkiye açısından incelendiÄŸinde ise 2015-2021 döneminde su kullanım verimliliÄŸi yüzde 27,6 artarak 12,8 USD/m³ seviyesinden 16,4 USD/m³ düzeyine yükselmiÅŸtir. Ülkemizin su kullanım verimliliÄŸindeki artış hızı dünya ortalamasının üzerinde olmasına raÄŸmen, deÄŸer olarak dünya ortalamasının yüzde 27 altında kalmaktadır. Dünya Kaynakları Enstitüsü’ne (WRI) göre Türkiye’nin önemli bir bölümü su stresi açısından “yüksek riskli” ve “oldukça yüksek riskli” kategoride yer almaktadır. WRI’nın 2040 yılı öngörüsüne göre ise ülkemizin hemen hemen tamamı “oldukça yüksek riskli” su stresi yaÅŸayacaktır. BaÅŸka bir ifadeyle, bu öngörü ülkemizin su fakiri olma yolunda ilerlediÄŸine iÅŸaret etmektedir. Dünya Bankası’na göre ülkemiz, dünyanın tatlı su kaynaklarının yalnızca yüzde 0,5’ine sahiptir. Türkiye’nin su ihtiyacı her geçen gün artarken, ülke genelinde 10 aylık su yılı yağışları son 52 yılın en düÅŸük seviyesine inmiÅŸtir. Ayrıca, 2030 yılında ülkemizin su kaynaklarının yüzde 20 azalması ve nüfusun yüzde 10 artması öngörülmektedir” dedi.

“SU KAYNAKLARINI KORUMALIYIZ”

İklim deÄŸiÅŸikliÄŸi nedeniyle maruz kalınan su stresini tamamen engellemenin mümkün olmadığının altını çizen Özdemir, “Ancak olası etkilerini doÄŸru tespit ederek, bu tespitler doÄŸrultusunda gerekli politikaları oluÅŸturmak elimizdedir. Bu kapsamda FAO; hassas sulama sistemlerinin yaygınlaÅŸtırılmasını, iklime dayanıklı ürün kullanımını, ekim ve sulama teknolojilerinin geliÅŸtirilmesini, dolaylı olarak su kaynaklarını koruyan gıda israfının ve kayıplarının en aza indirilmesini, sanayi süreçlerinde su tasarrufu saÄŸlayan teknolojilerin benimsenmesini ve su dağıtım sistemlerinde sızıntı tespit teknolojilerinin kullanılmasını önermektedir. Devletimizden beklentimiz, bu adımların uygulamaya geçirilmesini saÄŸlayacak teÅŸvik ve desteklerden daha geniÅŸ kesimlerin yararlanmasına yönelik mekanizmaların güçlendirilmesidir. Ancak su kısıtı konusu aynı zamanda toplumsal farkındalık gerektirmektedir. Oysa bu hassasiyet toplumumuzda yeterince oluÅŸmamıştır. Bu doÄŸrultuda, bireysel olarak da her birimize sorumluluk düÅŸmektedir. BaÅŸta genç nesillerimiz olmak üzere tüm toplumumuzun; su kaynaklarının korunması, su tasarrufunun artırılması ve suyun verimli kullanımı konularında bilinçlendirilmesi amacıyla yürütülen çalışmaların artmasının faydalı olacağını düÅŸünüyorum” dedi.