⏱ 1 Haziran 2026 Pazartesi
SON DAKİKA
REKLAM ALANI

Her 8 erkekten biri prostat kanserine yakalanıyor

15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü dolayısıyla hastalık hakkında bilgiler paylaşan DoktorTakvimi uzmanlarından Tıbbi Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Benekli, prostat kanserinin Türkiye'de erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser olduğunu belirtti.

SAĞLIK 10 Eylül 2025 Çarşamba 12:05
Her 8 erkekten biri prostat kanserine yakalanıyor

Haber Merkezi

Prostat kanserinin dünyada erkeklerde en sık görülen kanser olduÄŸunu söyleyen DoktorTakvimi uzmanlarından Tıbbi Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Benekli, “Ülkemizde prostat kanseri, akciÄŸer kanserinden sonra en sık görülen ikinci erkek kanseridir. Prostat kanseri prostat bezindeki hücrelerin kontrolsüz olarak büyümesiyle oluÅŸur. Genellikle belirti vermediÄŸinden görülme sıklığı aslında rapor edilenden daha fazladır. Bir erkeÄŸin yaÅŸam boyu prostat kanseri olma riski yaklaşık yüzde 15'tir. Yani her sekiz erkekten biri prostat kanserine yakalanmaktadır. Prostat kanserine baÄŸlı ölüm riski ise yüzde 3-4 civarındadır, yani kabaca her 25 erkekten biri prostat kanseri nedeniyle yaÅŸamını yitirmektedir. Bunun sebebi prostat kanserinin genellikle erken teÅŸhis edilmesi ve teÅŸhis edildiÄŸinde tedavi imkanının yüksek olmasıdır” dedi.

PROSTAT KANDERİNDE SON YILLARDA ARTIÅž GÖRÜLÜYOR

Prostat kanserinin belirtilerinden bahseden Tıbbi Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Benekli, ÅŸunları söylüyor: “Prostat kanseri idrar yollarıyla ilgili belirtilerle karşımıza çıkabilir. Prostat bezi idrarı depolayan mesanenin hemen altında yer alan, idrar yolunun bir kısmını çevreleyen ceviz büyüklüÄŸünde bir organdır. Prostat büyümesi idrar yoluna baskı yaparak tıkanmasına sebep olabilir. Tıkanmanın derecesine göre kesik kesik veya yavaÅŸ idrar yapma, geceleri sık idrara çıkma, idrar yaptıktan sonra mesanenin tam boÅŸalamaması, idrarın ince gelmesi veya idrar yaparken çatallaÅŸma gibi ÅŸikayetler olabilir. Erkekler yaÅŸlandıkça prostat büyür. Erkeklerde prostat ÅŸikayetlerine en sık olarak iyi huylu (benign) prostat hiperplazisi (BPH) denen prostat büyümesi sebep olur. BPH kanser deÄŸildir ancak idrar yollarını tıkayarak benzer ÅŸikayetlere sebep olabilir. Kanser tanısı koymak için biyopsi gerekir. Ancak hastaların önemli bir kısmı herhangi bir belirti olmadan, sadece tarama sırasında tespit edilir.” Türkiye'de prostat kanserinin beklenenin altında olduÄŸunu ancak son yıllarda artış gösterdiÄŸini belirten Prof. Dr. Mustafa Benekli, “Bu durum, hastalarda prostat kanseri farkındalığı ve PSA (Prostat Spesifik Antijen) baktırma oranı artışına baÄŸlanmaktadır. Belirti vermeyen prostat kanseri vakalarında artış görüyoruz. T.C. SaÄŸlık Bakanlığı verilerine göre son kanser istatistikleri 2020 yılında yayınlandı. Raporda her 100 bin erkekte 28.1 oranında görüldüÄŸü bildirilmektedir. Buna göre yılda 12 bin civarı yeni hasta olması beklenebilir. Ancak Dünya SaÄŸlık Örgütü – Uluslararası Kanser AraÅŸtırmaları Ajansı (IARC) Globocan 2022 verileri biraz daha yüksektir. Buna göre Türkiye'de yılda 240 bin yeni kanser hastası olduÄŸu ve bunların yaklaşık 17 bin kiÅŸisinin prostat kanseri olduÄŸu tahmin edilmektedir” dedi.

EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRÜ Ä°LERİ YAÅžTA OLMAK

İleri yaÅŸta olmanın prostat kanserinin en önemli risk faktörü olduÄŸunu söyleyen DoktorTakvimi uzmanlarından Prof. Dr. Mustafa Benekli, “TeÅŸhiste ortalama yaÅŸ 65 yıl civarındadır. Prostat kanseri 40 yaşın altındaki erkeklerde çok nadiren görülür. Hastaların yüzde 50'den fazlası 70 yaşın üzerindedir. Prostat kanseri hormon bağımlı bir kanserdir. Bu nedenle testosteron hormonu ve bunun yan ürünü dihidrotestosteron (DHT) prostat kanseri geliÅŸiminde rol oynayabilir. Ayrıca birinci derece akrabaları, baba veya kardeÅŸinde prostat kanseri olan bireylerin prostat kanserine yakalanma olasılığı daha yüksektir. Ancak genellikle prostat kanseri genetik geçiÅŸli bir kanser deÄŸildir, çok küçük bir yüzdesinde mümkündür” ifadelerini kullanıyor. Prostat kanseri teÅŸhisi için ürolojik olarak dijital rektal prostat muayenesinin (DRE) çok önemli bir yöntem olduÄŸunu belirten Prof. Dr. Mustafa Benekli, “Prostat kitleleri parmakla hissedilebilir. İdrar yollarıyla ilgili belirtilerle karşımıza çıkabilir. Åžüphe üzerine veya tarama amaçlı yapılan PSA testinin yüksek çıkması tanıyı destekler. Ancak prostat kanserinin kesin teÅŸhisi diÄŸer kanserlerde olduÄŸu gibi biyopsi sonrası patolojik inceleme yapılarak konur. Son yıllarda prostat MR'ı ve multiparametrik MR füzyon biyopsisi yöntemi ile kanserli doku tespit edilerek nokta atışıyla daha doÄŸru hedeften biyopsi alınması mümkün olabilmektedir. Böylece gereksiz biyopsi ihtimali veya yanlış biyopsi ihtimali azalmaktadır” diye konuÅŸtu.

ERKEN TEÅžHİSLE TEDAVİ OLDUKÇA MÜMKÜN

Prostat kanserinin erken teÅŸhisle tedavisinin oldukça mümkün olduÄŸunu vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Benekli, “50 yaÅŸ ve üstü erkeklerde dijital rektal muayene ve PSA tetkiki tarama amacıyla önerilir. Ancak PSA ile taramanın ve erken teÅŸhisin yaÅŸam süresine etkisi net olarak gösterilmediÄŸinden ülkemizde rutin kanser tarama programlarında yer almaz. PSA düzeyleri prostat kanseri için çok hassas bir testtir. İleri yaÅŸ hastalarda hastalık seyrini deÄŸiÅŸtirmeyecek gereksiz giriÅŸimlere sebep olduÄŸu argümanı nedeniyle halen uluslararası kılavuzlarda tarama yönünde bir karar alınmamıştır. Erken evre hastalıkta yaÅŸam süresi beklentisine göre cerrahi veya radyoterapi tercih edilebilir. Erken teÅŸhiste her hastanın hemen tedavi edilmesi gerekmeyebilir. DüÅŸük risk hastalıkta ve ciddi saÄŸlık problemleri olan kiÅŸilerde bekle ve gör politikası uygulanabilir. YaÅŸam beklentisi yüksek, genç ve fit hastalarda cerrahi tercih edilir. Son yıllarda kapalı ameliyat yöntemleri ve yeni cerrahi yaklaşımları özellikle robotik cerrahi çok popüler hale gelmiÅŸtir. Lokal hastalıkta cerrahi uygun veya gerekli olmayan hastalarda radyoterapi kullanılır. Prostat kanserinin oluÅŸumuna, büyüyerek yayılmasına sebep testosteron adı verilen erkeklik hormonudur. Testosteron blokajı kanserin gerilemesine sebep olan ve sık baÅŸvurulan bir yöntemdir. Beyinde testosteron üretim sinyalini durdurarak testislerden testosteron yapımının azaltan LHRH hormonu agonistleri tedavinin temel taşıdır. Genellikle LHRH agonistlerine antiandrojenler denen bir ilaç grubu eklenir. Bunlar testesteronun prostat kanseri hücrelerinde bulunan androjen reseptörlerine baÄŸlanmasını engellerler. Yeni nesil halk arasında akıllı ilaç olarak bilinen antiandrojenler ileri evre hastalarda artık rutin olarak kullanılmaktadır” dedi. Kemoterapinin ise sadece metastatik hastalıkta kullanıldığını belirten Prof. Dr. Mustafa Benekli, “Erken evrede koruyucu amaçlı kullanımı yoktur. Genellikle hormon tedavisinin etkisini kaybettiÄŸi ve prostat kanserinin artık hormondan bağımsız olarak büyümeye baÅŸladığı ilerleyen dönemlerde kullanılır. Metastatik prostat kanserinde özellikle kemik ve lenf bezi metastazı varlığında radyoaktif maddeler ile tedaviler giderek daha sık kullanılmaktadır” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü dolayısıyla hastalık hakkında bilgiler paylaÅŸan DoktorTakvimi uzmanlarından Tıbbi Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Benekli, prostat kanserinin Türkiye'de erkeklerde akciÄŸer kanserinden sonra en sık görülen ikinci kanser olduÄŸunu belirtti.

Haber Merkezi

Prostat kanserinin dünyada erkeklerde en sık görülen kanser olduÄŸunu söyleyen DoktorTakvimi uzmanlarından Tıbbi Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Benekli, “Ülkemizde prostat kanseri, akciÄŸer kanserinden sonra en sık görülen ikinci erkek kanseridir. Prostat kanseri prostat bezindeki hücrelerin kontrolsüz olarak büyümesiyle oluÅŸur. Genellikle belirti vermediÄŸinden görülme sıklığı aslında rapor edilenden daha fazladır. Bir erkeÄŸin yaÅŸam boyu prostat kanseri olma riski yaklaşık yüzde 15'tir. Yani her sekiz erkekten biri prostat kanserine yakalanmaktadır. Prostat kanserine baÄŸlı ölüm riski ise yüzde 3-4 civarındadır, yani kabaca her 25 erkekten biri prostat kanseri nedeniyle yaÅŸamını yitirmektedir. Bunun sebebi prostat kanserinin genellikle erken teÅŸhis edilmesi ve teÅŸhis edildiÄŸinde tedavi imkanının yüksek olmasıdır” dedi.

PROSTAT KANDERİNDE SON YILLARDA ARTIÅž GÖRÜLÜYOR

Prostat kanserinin belirtilerinden bahseden Tıbbi Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Benekli, ÅŸunları söylüyor: “Prostat kanseri idrar yollarıyla ilgili belirtilerle karşımıza çıkabilir. Prostat bezi idrarı depolayan mesanenin hemen altında yer alan, idrar yolunun bir kısmını çevreleyen ceviz büyüklüÄŸünde bir organdır. Prostat büyümesi idrar yoluna baskı yaparak tıkanmasına sebep olabilir. Tıkanmanın derecesine göre kesik kesik veya yavaÅŸ idrar yapma, geceleri sık idrara çıkma, idrar yaptıktan sonra mesanenin tam boÅŸalamaması, idrarın ince gelmesi veya idrar yaparken çatallaÅŸma gibi ÅŸikayetler olabilir. Erkekler yaÅŸlandıkça prostat büyür. Erkeklerde prostat ÅŸikayetlerine en sık olarak iyi huylu (benign) prostat hiperplazisi (BPH) denen prostat büyümesi sebep olur. BPH kanser deÄŸildir ancak idrar yollarını tıkayarak benzer ÅŸikayetlere sebep olabilir. Kanser tanısı koymak için biyopsi gerekir. Ancak hastaların önemli bir kısmı herhangi bir belirti olmadan, sadece tarama sırasında tespit edilir.” Türkiye'de prostat kanserinin beklenenin altında olduÄŸunu ancak son yıllarda artış gösterdiÄŸini belirten Prof. Dr. Mustafa Benekli, “Bu durum, hastalarda prostat kanseri farkındalığı ve PSA (Prostat Spesifik Antijen) baktırma oranı artışına baÄŸlanmaktadır. Belirti vermeyen prostat kanseri vakalarında artış görüyoruz. T.C. SaÄŸlık Bakanlığı verilerine göre son kanser istatistikleri 2020 yılında yayınlandı. Raporda her 100 bin erkekte 28.1 oranında görüldüÄŸü bildirilmektedir. Buna göre yılda 12 bin civarı yeni hasta olması beklenebilir. Ancak Dünya SaÄŸlık Örgütü – Uluslararası Kanser AraÅŸtırmaları Ajansı (IARC) Globocan 2022 verileri biraz daha yüksektir. Buna göre Türkiye'de yılda 240 bin yeni kanser hastası olduÄŸu ve bunların yaklaşık 17 bin kiÅŸisinin prostat kanseri olduÄŸu tahmin edilmektedir” dedi.

EN ÖNEMLİ RİSK FAKTÖRÜ Ä°LERİ YAÅžTA OLMAK

İleri yaÅŸta olmanın prostat kanserinin en önemli risk faktörü olduÄŸunu söyleyen DoktorTakvimi uzmanlarından Prof. Dr. Mustafa Benekli, “TeÅŸhiste ortalama yaÅŸ 65 yıl civarındadır. Prostat kanseri 40 yaşın altındaki erkeklerde çok nadiren görülür. Hastaların yüzde 50'den fazlası 70 yaşın üzerindedir. Prostat kanseri hormon bağımlı bir kanserdir. Bu nedenle testosteron hormonu ve bunun yan ürünü dihidrotestosteron (DHT) prostat kanseri geliÅŸiminde rol oynayabilir. Ayrıca birinci derece akrabaları, baba veya kardeÅŸinde prostat kanseri olan bireylerin prostat kanserine yakalanma olasılığı daha yüksektir. Ancak genellikle prostat kanseri genetik geçiÅŸli bir kanser deÄŸildir, çok küçük bir yüzdesinde mümkündür” ifadelerini kullanıyor. Prostat kanseri teÅŸhisi için ürolojik olarak dijital rektal prostat muayenesinin (DRE) çok önemli bir yöntem olduÄŸunu belirten Prof. Dr. Mustafa Benekli, “Prostat kitleleri parmakla hissedilebilir. İdrar yollarıyla ilgili belirtilerle karşımıza çıkabilir. Åžüphe üzerine veya tarama amaçlı yapılan PSA testinin yüksek çıkması tanıyı destekler. Ancak prostat kanserinin kesin teÅŸhisi diÄŸer kanserlerde olduÄŸu gibi biyopsi sonrası patolojik inceleme yapılarak konur. Son yıllarda prostat MR'ı ve multiparametrik MR füzyon biyopsisi yöntemi ile kanserli doku tespit edilerek nokta atışıyla daha doÄŸru hedeften biyopsi alınması mümkün olabilmektedir. Böylece gereksiz biyopsi ihtimali veya yanlış biyopsi ihtimali azalmaktadır” diye konuÅŸtu.

ERKEN TEÅžHİSLE TEDAVİ OLDUKÇA MÜMKÜN

Prostat kanserinin erken teÅŸhisle tedavisinin oldukça mümkün olduÄŸunu vurgulayan Prof. Dr. Mustafa Benekli, “50 yaÅŸ ve üstü erkeklerde dijital rektal muayene ve PSA tetkiki tarama amacıyla önerilir. Ancak PSA ile taramanın ve erken teÅŸhisin yaÅŸam süresine etkisi net olarak gösterilmediÄŸinden ülkemizde rutin kanser tarama programlarında yer almaz. PSA düzeyleri prostat kanseri için çok hassas bir testtir. İleri yaÅŸ hastalarda hastalık seyrini deÄŸiÅŸtirmeyecek gereksiz giriÅŸimlere sebep olduÄŸu argümanı nedeniyle halen uluslararası kılavuzlarda tarama yönünde bir karar alınmamıştır. Erken evre hastalıkta yaÅŸam süresi beklentisine göre cerrahi veya radyoterapi tercih edilebilir. Erken teÅŸhiste her hastanın hemen tedavi edilmesi gerekmeyebilir. DüÅŸük risk hastalıkta ve ciddi saÄŸlık problemleri olan kiÅŸilerde bekle ve gör politikası uygulanabilir. YaÅŸam beklentisi yüksek, genç ve fit hastalarda cerrahi tercih edilir. Son yıllarda kapalı ameliyat yöntemleri ve yeni cerrahi yaklaşımları özellikle robotik cerrahi çok popüler hale gelmiÅŸtir. Lokal hastalıkta cerrahi uygun veya gerekli olmayan hastalarda radyoterapi kullanılır. Prostat kanserinin oluÅŸumuna, büyüyerek yayılmasına sebep testosteron adı verilen erkeklik hormonudur. Testosteron blokajı kanserin gerilemesine sebep olan ve sık baÅŸvurulan bir yöntemdir. Beyinde testosteron üretim sinyalini durdurarak testislerden testosteron yapımının azaltan LHRH hormonu agonistleri tedavinin temel taşıdır. Genellikle LHRH agonistlerine antiandrojenler denen bir ilaç grubu eklenir. Bunlar testesteronun prostat kanseri hücrelerinde bulunan androjen reseptörlerine baÄŸlanmasını engellerler. Yeni nesil halk arasında akıllı ilaç olarak bilinen antiandrojenler ileri evre hastalarda artık rutin olarak kullanılmaktadır” dedi. Kemoterapinin ise sadece metastatik hastalıkta kullanıldığını belirten Prof. Dr. Mustafa Benekli, “Erken evrede koruyucu amaçlı kullanımı yoktur. Genellikle hormon tedavisinin etkisini kaybettiÄŸi ve prostat kanserinin artık hormondan bağımsız olarak büyümeye baÅŸladığı ilerleyen dönemlerde kullanılır. Metastatik prostat kanserinde özellikle kemik ve lenf bezi metastazı varlığında radyoaktif maddeler ile tedaviler giderek daha sık kullanılmaktadır” ÅŸeklinde konuÅŸtu.