⏱ 22 Temmuz 2026 Çarşamba
SON DAKİKA
REKLAM ALANI

TÜRKİYE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN EN ÇOK ETKİLENECEK ÜLKELERİN BAŞINDA

Türkiye’nin Akdeniz ülkeleri arasında iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkelerin başında geldiğine ve iklim değişikliğinin en yıkıcı etkisinin de su kaynakları konusunda olacağına dikkat çeken Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Ahmet Demirak, ilerleyen süreçte Türkiye’nin su fakiri olabileceğine dikkat çekti.

GÜNDEM 14 Ocak 2021 Perşembe 12:54
TÜRKİYE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN EN ÇOK ETKİLENECEK ÜLKELERİN BAŞINDA

BirleÅŸmiÅŸ Milletler ve Dünya Meteoroloji Örgütü iklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin son durumunu aktardıkları raporda, küresel çapta çok sayıda çevre felaketinin yaÅŸandığı 2020'nin dünyanın en sıcak yıllarından biri olarak kayıtlara geçmesini beklediklerini açıkladı. Dünya endüstri öncesi zamanlardan beri 1,2 santigrat derece ısındı. Türkiye de iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi etkilerinin en ÅŸiddetli hissedileceÄŸi Akdeniz kuÅŸağında yer alıyor ve ortalama sıcaklık artışı 1,5 santigrat dereceyi geçmiÅŸ durumda. 

Sıcaklığın artışı, kuraklığın yoÄŸunlaÅŸması, tırmanışa geçen orman yangınları, göllerin kuruması ve sel felaketlerinin sıklığı yaklaÅŸan tehlikenin ilk iÅŸaretleri olarak görülüyor. Uzmanların dediÄŸi gibi; maalesef ki iklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin ÅŸiddetli etkilerini aÅŸmak için bir aşıya sahip deÄŸiliz.

ARAÅžTIRMAYA KATILANLARIN YÜZDE 70'İ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN ENDİŞELİ

GeçtiÄŸimiz yıl korona virüs salgını en büyük endiÅŸe kaynağı olarak öne çıkmış olsa da milyonlar için iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi hala en büyük tehdit. Yıllarca “buzulların erimesi”, “kutuplarda yaÅŸamın tehlike altında olması” ÅŸeklinde algılanan iklim deÄŸiÅŸikliÄŸine bakış açısı; hava deÄŸiÅŸiklikleri, felaketler ve dünyayı esir alan pandemi herkesin günlük yaÅŸamını doÄŸrudan etkilemeye baÅŸlayınca büyük oranda deÄŸiÅŸmeye baÅŸladı. AraÅŸtırma ve danışmanlık ÅŸirketi Konda’nın gerçekleÅŸtirdiÄŸi “Türkiye’de İklim DeÄŸiÅŸikliÄŸi ve Çevre Sorunları Algısı 2020” araÅŸtırması, bu algının nasıl deÄŸiÅŸtiÄŸine iliÅŸkin önemli ipuçları veriyor. AraÅŸtırmaya katılanların yüzde 70'i iklim deÄŸiÅŸikliÄŸinden endiÅŸeli olduÄŸunu belirtiyor. 

“HÜKÜMETLER FOSİL YAKIT ÜRETİMİNE AYRILAN FONLARDA BİR DÜÅžÜÅžE YANAÅžMIYOR”

İklime zarar veren sera gazı emisyonlarının 2030'a kadar yüzde 25 oranında azaltılabileceÄŸini ve ısınmanın 1,5 derecede durdurulması hedefine ulaşılabileceÄŸini söyleyen MuÄŸla Sıtkı Koçman Üniversitesi Çevre Sorunları AraÅŸtırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Doç. Dr. Ahmet Demirak, atılması gereken adımları ÅŸöyle ifade etti: 

“Enerjide nükleer, rüzgar gibi düÅŸük karbonlu kaynaklara yönelmeliyiz. Ancak hükümetler fosil yakıt üretimine ayrılan fonlarda bir düÅŸüÅŸe ve temiz enerji üretimi için ayrılan fonlarında istenilen bir artışa yanaÅŸmamaktadırlar. Nitekim G20 ülkeleri 2020 için fosil yakıt üretimini ve tüketimini destekleyen faaliyetler için 233 milyar doları taahhüt ederlerken, yenilenebilir enerji, enerji verimliliÄŸi ve bisiklet ve yaya sistemleri gibi düÅŸük karbonlu alternatifler için 146 milyar dolar taahhüt etmiÅŸlerdir. Politika yapıcılar, iklim hedeflerine ulaÅŸmak için bu eÄŸilimi tersine çevirmelidirler.”

“TÜRKİYE SU FAKİRİ OLABİLİR”

Türkiye’nin Akdeniz ülkeleri arasında iklim deÄŸiÅŸikliÄŸinden en çok etkilenecek ülkelerin başında geldiÄŸine ve iklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin Türkiye üzerindeki en yıkıcı etkisinin de su kaynakları konusunda olacağına dikkat çeken Demirak, “Su arzında büyük azalmalar meydana gelerek, 2030’da kiÅŸi başına düÅŸen su miktarının 1.100 metreküplere, 2040’ta ise 700 metreküplere düÅŸeceÄŸi tahmin edilmektedir. Bu durum Türkiye’nin yakın gelecekte ‘su fakiri’ bir ülke olacağını göstermektedir. İklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin baÅŸka bir etkisi de su kaynaklarının kalitesinin bozulmasıdır. Bozulan su kalitesini kullanılabilir su haline dönüÅŸtürmek için de enerjide ciddi maliyetler ortaya çıkmaktadır. Enerji ise Türkiye’nin geliÅŸiminde hayati öneme sahiptir. Bugün Türkiye, kiÅŸi başına düÅŸen enerji kullanımı ölçütleri bakımından geliÅŸmiÅŸ ülkeler seviyesine ulaÅŸmıştır. Yıllarca enerji bakımından dışa bağımlı olmuÅŸ bir ülkenin ‘Güçlü Türkiye’ hedefine ulaÅŸması ve ekonomik kırılganlıklarının önüne geçmesi, enerji konusunda dışa bağımlılığı en düÅŸük seviyelere çekmesi ile mümkündür. Nükleer enerji bu açıdan hem iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi ile mücadele hem Türkiye’nin enerji çeÅŸitlendirmesi hem de gelecek hedefler açısından büyük önem arz etmektedir. Biz Akkuyu Nükleer Santrali ile enerji arzını güvenceye almanın yanında eko sistemi koruyan bir enerji kaynağına da sahip oluyoruz” ÅŸeklinde konuÅŸarak bu konudaki tehlikeye iÅŸaret etti.

“FAYDALARINA ODAKLANMALIYIZ”

Nükleer enerji deyince pek çok insanın aklına ilk gelen duygunun ‘korku’ olduÄŸunu kaydeden Demirak, “Ön yargılar, korkutucu filmler, efsaneler bu korkuyu besleyen en önemli unsurlar. Nükleer enerji dünya için gerekli mi, yoksa kötü mü? Bu soruyu bilimle cevaplamak gerekiyor. Åžimdi, gerçekte çevrenin neden nükleer enerjiye ihtiyaç duyduÄŸuna, bunun yanı sıra toplumsal faydalarına, ekonomik gücüne, temiz havasına, güvenilirliÄŸine ve iklim deÄŸiÅŸikliÄŸi ile mücadelesine odaklanmalıyız. İklim deÄŸiÅŸikliÄŸinin olumsuz etkilerini önleyecek veya en azından hafifletecek mekanizmaların farkındayız. Ama somut önlemler noktasında tüm dünyada olduÄŸu gibi Türkiye’de de çok az önlem alındı. Artık kendimize ‘ne yapabiliriz’ sorusunu deÄŸil, ‘ÅŸimdi hemen ne yapmalıyız’ sorusunu sormalıyız” ÅŸeklinde konuÅŸtu. Türkiye’de iklim deÄŸiÅŸimi ile mücadele edecek koordinasyonu saÄŸlayacak bir yetkili ve etkili kuruma ihtiyacımız olduÄŸunu da sözlerine ekledi.